Karamürselli bir kadın ve muhteşem başarısı

Karamürsel'in kızı Sibel Ozan ve muhteşem bir başarı öyküsü.

PAYLAŞ

FINDIKKABUKLARINDAN ORGANİK

 

GÜBRE ÜRETİP, GELENEKSEL TARIM YAPIP, BAŞARI ÖYKÜSÜ YAZDI

YAŞAR ŞENYÜZ / İSTANBUL

Sibel hanım ile uzun zamandır tanışıyorduk ve pandeminin başladığı dönemde sosyal medya sayfasında sürekli köy yerinden fotoğraflar paylaşıyordu, kendisini aradım ve siz ne yapıyorsunuz, ne üretiyorsunuz diye sordum.

Bana büyük bir heyecanla köyde ürettiği salçalardan, tahranalardan, turşulardan, mankarnalardan bahsetti. Önce çok önemsemedim fakat ürettiklerinden bir koli yapıp bana yolladı ve evde hepsini kullanmaya başladık aman allahım o ne güzel bir lezzet, çocukluğmdaki yemek tatları evimize geri gelmişti. Hemen aradım bu işin sırrı ne dedim, bu ürünleri ananemden miras kalan tohumları kullanıp geleneksel bahçe tarımı ve organic fındık gübresi ile ürettim demişti.

Bu çok hoşuma gitmişti ben de kendilerine profesyonel anlamda fotoğraf grafik ve sosyal medya desteği verdim ve ortaya bir www.sibelhaniminciftligi.com adlı bir başarı öyküsü çıktı. Ben sizin için Sibel hanıma sordum ve onun cevaplarını aynen aktarıyorum.

Sibel hanım merhaba; Değerli dostum ben seni çok iyi tanıyorum ama okuyucularımız da seni tanıması için Sibel Ozan kimdir. Bize anlatır mısın? Kocaeli Karamürsel doğumluyum.

İlk ve orta öğrenimimi Karamürsel'de tamamladım. Üniversiteyi yurt dışına çıkmak zorunda kaldığım için 3. Sınıfta yarım bıraktım. Daha sonra Milli Eğitim Bakanlığından Cilt Bakım Uzmanlığı ve Eğitmenlik sertifikamı aldım.

Bu belge altını en çok çizdiğim ve kendimle gerçek anlamda gurur duyduğum bir iştir. O kadar kolay değildi iki yılımı aldı bu eğitim. Uçakla Mersin'den İzmit’e en az 15 kez sınavlara gittim geldim ve  başardım. Uluslararası bir diploma  dünyanın neresinde yaşarsam yaşayayım kendime bir iş yeri açabilirim ve eğitim verebilirim.  Şimdi hala bir üniversitenin kozmotoloji bölümünde öğrenciyim.

Ama bunlar hayatın teknik kısımları diplomalar, belgelerden ziyade ben tanıdığım kadarıyla gerçek kendimden bahsetmek istiyorum. Kendimi çok şanslı saydığım bir aileye doğdum. Köy enstitüsü eğitimi almış bir babanın en büyük çocuğuyum, üç kardeşiz. Eğitimci bir ailede büyüdüğünüz zaman araştırmayı ve sorgulamayı da küçük yaşlarda öğreniyorsunuz. Bunun hayattaki karşılığı da her konuda daha donanımlı olmak oluyor tabi.

Bilgi ve beceri konusunda kendinizi geliştirdiğinizde otomatik olarak özgüveninizde artıyor ve hayat ne getirirse getirsin korkmuyorsunuz. Sanıyorum ki beni ben yapan, mücadeleci. savaşçı, yılmayan, bıkmayan ve hayata her zaman pozitif bakan kişiliğimi oluşturan sebepler bu söylediklerim. Kızların yurt dışında okudular, sende hayatını hep onlara göre şekillendirdin bu süreçte neler yaşadın?

Benim en çok şehirli olduğum dönem işte burası. Kızlarımın eğitim süreci benimde kendimi  İstanbul'un tam da metropol hayatının ortasında bulduğum dönem. Düşünün iki kız çocuğunuz var biri üniversitede biri lise son sınıfta.

Onların en iyi eğitimleri almasını ve hayata karşı dik durmasını isteyen idealist ve bir o kadarda yalnız bir anne. Çok çalışmak lazım, baktığınızda hiç kolay değil ama aslında zor da değil. Neden zor değil biliyor musun çünkü kızlarım konusunda da çok şanslıydım. Çünkü başarılılardı, okullarına dereceyle girdiler ve dereceyle bitirdiler.

Onur ödülleriyle mezun oldular. Bana düşen görev onların süregelen eğitimlerini aksatmayacak ekonomiyi sağlamaktı. Bu noktada ailemin desteğini unutmamalıyım. Annem, babam, kız kardeşim ve eşi, erkek kardeşime de minnetimi ve şükranlarımı belirtmeden geçemeyeceğim. kızlarım okullarına devam ederken bir teklif aldım.

Sosyal sorumluluk projesiydi ve kadına yönelik bir çalışmaydı. Kabul ettim ve kızlar okulunu bitirene kadar devam etti. Yorucu fakat bir o kadar da keyifli bir işti. Çok ta iyi paralar kazandım. Şahsen doğru bulduğum, mutluluk ve huzur duyduğum ve çok içime sinen bir iş yaptığıma inanıyorum. Büyük kızım Selin şimdi çok iyi bir müzik öğretmeni ve çok yetenekli bir müzisyen.

Avusturya'da kalsaydı vatandaşlık vereceklerdi, ama o kendi ülkesini tercih etti.. Küçük kızım Burçin iletişim okudu ve tercihini Amerika'dan yana kullandı. Artık bir oğlumda var. Chris Carson Burçin'in nişanlısı onu çok seviyor ve gurur duyuyorum. Sibel Hanımın Çiftliği projesi ilk olarak nasıl aklına geldi, bu süreçte nelerle karşılaştınız?  

Covit 19 salgını her birimizde korkuya , endişeye, kaygıya, artan ve biriken yoğun strese neden olurken, ölüm haberleriyle birlikte sokağa çıkma yasakları da başladı. Kısa sürede artık herkesin alıştığının dışında bir hayatı oldu.

Hiç birimiz bu yeni düzene alışık değiliz. Anlamaya ve öğrenmeye çalışıyoruz. Değişik şeyler duymaya ve görmeye başladık. Tüm dünyada sokağa çıkma yasakları devam ederken, doğanın yeniden canlandığı, yunusların boğazın sularında oynayıp zıpladığı ve hatta ozon tabakasındaki deliğin  bu sürede kapandığı haberlerini hepimiz duyduk.

İnsanlık adına kötü fakat doğa adına da onarıcı oldu sanki covit Bu pandemi döneminde doğal yaşam, organik beslenme ,hepimizin bildiği ve hiç bir zaman uygulamadığı ''önce sağlık ''öğretisi hakettiği yeri buldu ve en ön sırayı aldı. Herkes kendinin ve sevdiklerinin, canının derdine düştü. ''2020 den sağ çıkmak'' gibi güzel Türkçemize yeni bir deyim yerleşti.:) Yani yaşamda başınıza pek çok  şey gelebilir ve her insan yaşamının bir bölümünde bir sebebe bağlı olarak değişiklikler yapabilir ve mutlaka bir rehbere ihtiyaç duyabilir.

Bu bazen bir öğretmen, yakın bir dost. bir büyüğümüz, yada ailemiz den birileri olabilir ama her hikayede mutlaka bir sebep vardır bu değişmez kuraldır. ''www.sibelhanımınçiftligi.com''da ki yolculuğum da sokağa çıkma yasaklarını ara verdiği bir dönemde annemin köyüne ziyaretimle başladı.

Köye gittiğimde dayımın eşi yengem bir şeyler ekmişti. epeyce yer de boş kalmıştı. Bizim köydeki evin altı kiler. yengemle girdik altını üstüne getirdik. Eski tohumları tek tek bulduk, çıkardık. Domates, biber, patlıcan, kara lahana, salatalık, salçalık biber, maydonoz, cin darısı, çükündür  deriz biz kırmızı pancar, pezik. barbunya ,sırık fasulye ,oturak fasulye dolmalık biber, sus biberleri çeşit çeşit, dereotu maydonoz ve daha neler neler vardı.

Bizim kilerde senin anlayacağın çaputlara bağlanmış kiminde adı yazıyor kimini yengem tanıyor tam bir ata tohumu hazinesi bulmuştum. Evet bildiğiniz hazineydi bu. Bunların hepsi ananenizden miras kalan tohumlar dedi yengem.

Yengem her yıl bunları eker ve tohumlarını yenilermiş.  Mart sonu ve nisan başındaydık, tam tohum ekme zamanıydı, çimlendirme mevsimindeydik zamanlama şahane idi. Kolları sıvadık ve tohumları toprakla buluşturduk.

Fideler yetiştirdik ve o fideleri bahçemize ektik. Bahçemizi Allah emanet ettik ve büyümelerini bekledik. Biraz yağmur ve biraz da biz suladık. Sebzelerimiz olmaya başladı.

Bu arada dutlar oldu pekmezimizi yaptık. İlk çıkan domateslerle tarhanamızı yoğurduk. Kızılcıklarımız oldu kızılcık tarhanamızı yaptık. Araya kurban bayramı girdi Bayram sonrasında artık salçalarımızı, soslarımızı, reçellerimizi, makarnalarımızı, sirkelerimizi, turşularımızı yaptık, elma pekmezimizi yaptık.

En son da yeşil zeytin ve siyah zeytinimizi kurduk. Kendi bahçemizde olmayanları komşuların bahçesinden de topladık. Köy farklıdır. Köyde sizde olmayanı gidip komşunun bahçesinden toplarsınız. Kimse size burası benim demez. Onlarda olmayanı da siz verirsiniz.

Bizim kültürümüzdeki paylaşma geleneği şükürler olsun ki köylerimizde hız kesmeden devam ediyor. Zaten üretimin olduğu yerde ekstra bolluk ve bereket her zaman var. Bahçeye bakarsınız bir kaç şey görürsünüz içine girdiğinizde bir sepet toplar çıkarsınız.

İşte bahçe bereketi dediğimiz şey bu. Konuyu fazla dağıtmadan sonuç olarak üretimimizi yaptık. Bu işin ilk fikri büyük kızım Selin'den geldi anne sen bu konuda çok iyisin sen bu işi yap dedi. Küçük kızım Burçin' den de destek geldi. Çünkü onlar annelerini biliyorlardı ve benim bu işin altından kalkacağımdan eminlerdi. İnsanın referansı çocukları olunca önünde kim durabilir ki ? 

Bu nasıl şımarıklıktır yarabbim .:) Ama hayatta bizi biraz şımartsın yani haketmiyor muyuz? Yaşar Bu projeyi yapmaya başladığınızda çevrenizde nasıl bir tepki gördünüz, köyde bulunan komşularınızın, akrabalarınızın size nasıl destekleri oldu? Dedim ya önce kızlarımla paylaştım.

Sonra babamlarla, annem ve kız kardeşim çok sevindiler. Babam sen yaparsın dedi. Erkek kardeşim hayırlı uğurlu olsun dedi. Kız kardeşimin eşi Deniz ''Sibel abla tam senlik bir iş'' dedi. Sanırım sihirli cümle de oydu. Evet bu tam benlik bir işti ve ben en iyi bildiğim ve yapmaktan büyük keyif  aldığım işle meşgul olacaktım. Ben zaten yıllardır yapıyordum. Farkı şuydu bahçemde yetiştirmiyor, satın alıyordum. Şimdi yaptıklarım daha güvenilir ve daha sağlıklı ve çok daha lezzetli.

Biz bırakın zirai ilacı hayvan gübresi bile kullanmadık. Fındık kabuklarını çürütüp gübre olarak kullandık. Yani bizim gübremiz bile organikti. Benimde tıkandığım yerler olmadı değil.

Bu noktada köydeki kadınlardan çok destek aldım. En başta kuzenim Dilek çok destek oldu halada desteği devam ediyor. Buradan teşekkürlerimi bir kez daha iletmiş olayım. Ben de onların yaptığı zahmetli işlere pratik çözümler geliştirerek destek verdiğim zamanlar oldu.

Yani tuttuk birbirimizin elinden ve sonuç olarak iyi iş çıkardık ben çok mutluyum açıkçası. Zaten önemli olan yaptığın işin içine sinmesi değil mi? Ürettiğiniz bu ürünlerin pazar hedef kitlesi nedir.  Ambalaj reklam, üretim ve satış konusunda piyasada hangi sekmentte kendinize yer arıyorsunuz?

Dünya dijitalleşiyor, iş hayatındaki kadın ve erkeklerin de teknoloji tercihleri  ve tüketime bakışları da değişiyor. Biz hizmet sektöründeyiz ve yaptığımız iş çalışan ve zamanı doğru kullanan insanlar için büyük konfor açıkçası. Bizim hedef kitlemiz de yoğun çalışan kesim. Doktorlar, mühendisler, öğretmenler, sanatçılar. Özetle beyaz ve mavi yakalılar.

Zaten az olan zamanlarını en verimli şekilde kullanmaya çalışan, kendilerinin ve çocuklarının sağlığını ön planda tutan ve yaşamlarında uygulayan dostlarımız. Günümüzde teknoloji buna çok uygun, giriyorsunuz güvenilir bir siteye yada instagram sayfasına ihtiyacınız olan her şeyi almanız bir kaç dakikanızı alıyor.

Ertesi gün hepsi kapınızda. Dedim ya bu büyük bir konfor. Biz emin adımlarla, acele etmeden, bir köylü kadar doğal ama kurumsal bir markadan daha fazla programlı ve hijyen kurallarını uygulayarak başarıya doğru çok hızlı adımlarla ilerliyoruz. Ambalaj ve tasarım konusunda burda senin emeğin ve dostluğundan bahsetmeme izin ver lütfen. Web sayfamız ve tasarımlarımızı yaparak bize büyük destek verdin.

Bize emin ellerde olduğumuzu her zaman hissettirdin. Biz de bu konuda  son derece güvende olduğumuzu bilerek işimize yoğunlaşabildik.''sibelhaniminciftligi'' senin ellerinde bir anda güzel bir markaya dönüştü. Açıkçası bende bu kadarını beklemiyordum. Seninle gurur duyuyorum ve minnetimi de belirtmeliyim. İnstagram sayfamız her geçen gün biraz daha büyüyor ve gelişiyor.

Kullanıcılarımız ürünlerimizden son derece memnun. Sürekli teşekkür mesajları alıyoruz. Her ürün alan bizim müşterimiz oluyor ve tekrar tekrar sipariş veriyor. Bunun verdiği sorumlulukla bizde çalışmalarımızı hızlandırıyoruz. Yeni yeni çeşitlerimizi de ilave ediyoruz. Aslında şu anda  reklam ve satışı için ayırdığımız bir bütçe yok fakat ünümüz hızla yayılıyor. Dostlarımızın ben aldım kullandım sen de al diye bize yönlendirdiği  takipçilerimiz her geçen gün artıyor. Gelecekte bu konuda neler yapmak istiyorsunuz?

Şu ana kadar hayallerimizin önemli bir kısmını gerçekleştirdik. Gelecekte ki çiftliğimiz için projelerimizi hazırladık, orayı bir yaşam alanına çevirmeyi planlıyorum. Ekim alanlarını çoğaltmak üretimi hem çeşitlilik anlamında hem de kapasite anlamında iki hatta uç katına çıkarmak ve kadın istihdamı sağlamak, şimdilik önümüzdeki bir kaç yıl içinde planlarımız arasında bunlar var. Bizim işimizde sayı ya da sınır yok. Keşfetmeye yeni şeyler üretmeye çok açık.

Modern hayatın içinde ne varsa siz onu yeniden revize edip geleneksel olarak hem daha güvenli hem de daha sağlıklı halde üretebilirsiniz. Hayal et ve yap. Sibel hanım siz geçtigimiz gunlerde sosyal medyada ''sibelhaniminciftligi'' adıyla hesaplar açtınız daha çok yeni olmasına ve çok az takipçi olmasına rağmen çok iyi dönüşler aldığınızı biliyorum. Bu nasıl oldu, başka bir deyişle soracak olursam bu işin sırrı nedir? Her işin sırrı kişiye özeldir. Bu işin sırrı benim için köyde büyüdüğümden, köy hayatına çok aşina olmam ve doğal yaşamı ve önemini çok iyi bilememden kaynaklanıyor .

Yaptığı iş insanın kişiliği ile bütünleşmeli değilse güven vermez ve yapay durur. Bu işe başlamadan önce köy yaşamının dışında benim 30 yıllık deneyimim var zaten. Özetle bu işin tek bir sırrı var. Bu işi yapmak isteyen ama nereden başlayacağını bilmeyen çok fazla kadınımız var. Bu kadınlara neler söylemek istersiniz, başlarken nelere dikkat etsinler? Öncelikle Korkmasınlar. Araştırsınlar, en iyi bildiklerinden başlasınlar. Mesela şeftali reçelini muhteşem yapan bir kadın işe onunla başlasın.

Önce kendi çevrelerinde denesinler. Sonra devamı kendiliğinden geliyor zaten .Cesaret çok önemli burada. Kararlı olsunlar ve kararlarının arkasında dursunlar. Bizim kadınlarımız çok özeller. Yetenekliler, becerikliler. Bizim kadınlarımızın bir el lezzeti de var. Çok fazla risk almadan emin adımlarla ilerleyebilirler. Çalışan, emek harcayan ve üreten herkes mutlaka karşılığını alacaktır. Bir söz vardır. '' Sen ne istediğini bilirsen, evren tüm kapılarını açar'' Şansları bol olsun.   Bize son olarak söylemek istediğiniz neler var? 

Bazı insanlar yakınarak yaşamayı seçer, bazıları ise sadece yaşamdan tat almayı seçer. Neyi seçeceğinizi ve nasıl seçeceğinizi belirleyebilmek, alabileceğiniz en önemli karar olabilir. Bu seçimlerde büyük veya küçük diye bir şey yoktur. Kolayca aldığınız küçük kararlar, planlayarak aldığınız büyük kararlar kadar önemli olabilir bazen.

Biz bir yola çıktık ve bu yolda şükürler olsun ki beklediğimizden çok daha hızlı ilerliyoruz. Tüm bunları senin gibi dostlarımıza ve bizi destekleyen bizimle bir bütün olmayı tercih eden sevgili takipçilerimize borçluyuz .

 

Pelin Yıldız

HABERİ PAYLAŞ:
BUNLARA DA BAKIN