BABAMDAN KALAN BÜYÜK MİRAS!


Ne büyük bir onur ve gururdur ADAM gibi baba olabilmek!

Düşünsenize, şerefi ile namusu ile onuru ile sizleri büyüten bir babaya sahip olmak ne büyük bir zenginliktir. Küçükken çoğu zaman mahallede başkalarının babalarına imrenip babamın neden bu denli çok çalıştığına tam bir anlam yükleyemesen de, baba olduğum zaman vay be dediğim; adam, gibi bir adamın evladı olduğun için onur duyduğun bir babaya sahip olmak ne büyük bir zenginliktir.

Ben çocuktum babam gece gündüz çalışırdı. Başka arkadaşlarımın babaları hep mahallede olurdu. Başka arkadaşlarımın babaları evlatlarına hep yeni spor ayakkabılar, bisikletler ve yeni, yeni elbiseler alır bende hep imrenirdim.

Benim babam hep çevresi tarafından çok sevilen iyi ve çok sağlam dostları olan birazda insanların çekinerek yaklaştığı bir adamdı. Ne kadar siyasetten uzak durmaya çalışsa da, eline defalarca imkânlar geçse de hiç birilerinin eteğinde, bir makamda, bir koltukta kimseye eyvallah demeden hep çok çalışmayı tercih ederek büyüttü bizleri.

Hep kızardım çocukken ve gençken!

Aramızda kalsın ama annemde çok kızardı. Bu kadar sevilen sayılan bir adam neden takım elbisesi ile sabah işine gidip akşam gelmiyor? Neden ayağına gelen fırsatları değerlendirmiyor diye herhalde çok kafa yormuştur.

Oysaki kocaman bir sülale ve çok fazla imkân sahibi olmasına rağmen hiç kimseye eyvallah demeden hep çalışmayı tercih etti benim babam.

Yıllarca sporla uğraştı, boks yaptı. Bileğide, yüreği de hep sağlam çakı gibi bir adam olarak yaşamayı seçti. Sporu hiç bırakmamamın en büyük nedeni bu oldu sanırım yıllarca.

Hep kızardım çocukluğum ve gençliğim babamla neredeyse hiç vakit geçiremeden geçip gitti diye. Sonra bende baba oldum ve hamd olsun 3 tane aslanlar gibi evlat ve muhteşem bir eş nasip etti Mevla.

Ama çocuklarım olduktan sonra babama ne büyük bir haksızlık ettiğimi çok iyi anladım. Hayatta iki yol olduğunu. Ya birilerine boyun eğerek onların doğrularına eyvallah diyip yaşamını sürdürmen gerektiğini, yâda kafan dik gezmek istiyorsan kendi işini yaparak çok çalışman gerektiğini baba olunca daha da iyi idrak ettim.

Benim babam kimseye rızkını kazanmak için ne eyvallah dedi, nede boyun eğdi. Rızkın tek sahibi Allah (cc) olduğunu ve nasibinde varsa çalışarak bunu kazanabileceğine hep inancı tam oldu. Kimsenin uşağı, maşası, yalakası olmadan; başını hep dik tutabilmek için bize zaman ayıramadığını, deliler gibi ekmeğinin peşinde koştuğu için bizlere haram lokma yedirmemek için çok çalışılması gerektiğini baba olunca çok daha iyi anladım ve idrak ettim.

Ben 19 yaşımdan beri esnafım ve üzerime vergi levham var. Araçlarım, yatırımlarım, banka hesaplarım hep kendi adıma. Hayatımda kredi ve kredi kartım olmadı. Fakat baktım ilada bir kart olmak zorunda bu sene bir kredi kartı almak zorunda kaldım.

Ne devlete nede bir Allahın kuluna 1 delikli lira borcum yok çok şükür!

Telefon numaramı alalı neredeyse 20 yılını geçti.

Hiç değişmedi. Her zaman gece gündüz açık oldu.

Anlayacağınız hep düzgün bir adam olarak yaşamaya çalıştım.

Delikanlılığımdan kalan sinirli ve agresif Ercan Buber’i evlendiğim gün nikah masasında bıraktım.

Ailem ve evlatlarıma gelebilecek en ufak bir laf, söz harici şahsım ile alakalı kuyruk acısı çeken, fesatlık yapmaya çalışan, dedikodu yapan adam kılığında çarşıda, pazarda dansöz edası ile dolaşarak fitne dağıtan, gıybet eden zavallıları kendi hallerine bıraktım ve evlendiğim günden bu yana dört kolla işimle, gücümle uğraştım.

Kulağıma hep küpe olmuştur.

Tophaneli Deli Hikmet ağabeyimin dediği gibi eskiden ibne birdi, iki idi baş ediyorduk. Şimdi etraf doldu ibne, her birine şamar atsak adam yerine koyuyor hakimler. Yüzümüze konuşamayan ibneye şamar atıp neden onurlandırayım? İbne da, adı üzerinde ibnelik yapacak, başka ibnelere reklam yapacak. Aslan yürür yeğenim, çakal Aslan ormandan çıkınca anca arkasından ulur, durur. Şimdi Aslan çakalla bir olur mu? Ardından konuşan zavallı bırak ardından istediği kadar ulusun dursun. Sen Aslanlara bak onların sesi çıkmaz. Varsa bir derdi arkadan çakal gibi ulumaz! Aslan karşına çıkar Aslan gibi! Sen önüne bak, ardından uluyanın kuyruk acısı zaten ona yeter; sözü düstur olmuştur evlendikten bu yana hayatımda.

Bilmezler ki, bana babamdan kalan en büyük mirasın ailene haram yedirme oğlum öğüdü olduğunu. Ben ve aslanlar gibi benim gibi büyüyen 4 erkek kardeşe belki çok büyük paralar bırakmadı babam. Fakat öyle güzel ve muhteşem bir miras bıraktı ki, bizler bütün kardeşler tek bir çatı altında bir biri ile omuz omuza vererek helal rızkımızın peşinde her yaptığımız işin en iyisini yapmak için her işimize dört kolla sarıldık ve en iyisini yaptık.  

Çarşı, pazarda kafamız dimdik, hiç kimseye 1 kuruş borcumuz olmadan, kimseye eyvallah demeden aslanlar gibi helal rızkımızın peşinde gece gündüz demeden hep koştuk ve koşuyoruz.

6 yıllardır çarşının göbeğinde hakkını sonuna kadar vere, vere koca gazete binamız ile ilçe ve çevresinde yerel ve ulusal basının neredeyse tamamını elimize alarak başta ilçemiz ile alakalı güncel haberler olmak üzere, ilçede ve çevresinde yaşayan binlerce kişi ve kurumun sesini dünyaya duyurmayı başardık. Bütün arama motorları ve sosyal mecralarda hep zirvede olduk. Bunun yanı sıra yıllardır birçok kişi ve firmaya danışmanlık hizmeti vererek büyük başarılar kazanarak birçok kişinin evine ekmek götürmesine vesile olduk ve olmaya devam ediyoruz.

Yine sahil bandında “MİDYECİ BUBER” markası ile bölgemizde bir ilke imza atarak ilçemizde bir çok ev hanımına destek olarak tazelik, sağlık ve kaliteli ürünleri aynı çatı altında bir araya getirerek imalatını yaptığımız ürünlerimizi başta ilçe halkı olmak üzere çevre il ve ilçelere toptan ve perakende bir şekilde satarak ilçemize yeni bir değer kazandırmak ve ilçemize dışarıdan yeni insanları getirmek için gece, gündüz çalışıyoruz.

İzmit toptancılar çarşısında ve Sakarya’da faaliyet gösteren toptan gıda işimizi devam ettirmeye çalışarak piyasaların uzun zamandır bozuk olmasını bahane etmeden ayakta durmaya ve dayanmaya çalışarak bu zor zamanlarda helal rızkımızın peşinde deliler gibi çalışıyoruz.

Kimseden bir beklentimiz, kimseyle bir göbek bağımız ve en önemlisi kimseye eyvallahımız olmadan evlatlarımıza ve ailemize helal lokma yedirmek için yeri geliyor günlerce uyumadan çalışıyoruz.

(Önemli Not:Bazı zavallı zihniyetler gazetecimi yoksa garsonmu diye benim tezgahta ürün satmam ile kamyonla maltaşıyıp sırtımda çuval taşımamı gündeme getirerek beni küçük düşüre bileceklerini zannediyor.Benim fotoğraflarımı çekip bir birlerine yollayıp benim bu yaptıklarımı küçümseyip, alay etmeye çalışıyorlar.Gizli, gizli çekmeye uğraşmayın. Biz dört erkek kardeş aynı çatı altında hepimiz her işin ucundan tutar ve bundan onur duyar. Keşke sizde namusunuzla para kazanmanın ne kadar muhteşem bir duygu olduğunu anlayabilseniz. Benim fotoğraflarımı paylaşıp mutlu oluyorsanız, zaten sosyal medyada ben paylaşıyorum.Boşuna taklacı güzercin gibi kafe köşelerinden, ağaç diplerinden uğraşmayın. Haböyle karşımdan çekin ki, yakışıklı çıkayım)

Babamızdan kalan büyük mirası çocuklarımıza bırakmak için onlarında başlarının dimdik gezmesi için Mevla güç verdikçe çalışmaya da devam edeceğim.

Aslında en büyük hedefim ve gayem, hayatımın en muhteşem zamanlarını geçirerek büyüdüğüm ve 3 evladımın da dünyaya geldiği bu ilçede bir ailenin daha evine ekmek girmesine vesile olmak en büyük hedefim.

Memleketime bir çivi daha nasıl çakarım diye çabalarken ADAM gibi bir hayat yaşayarak aileme ve evlatlarıma çok büyük paralar bırakmak yerine onurlu, şerefli, namuslu bir hayat ve vatanına, milletine hayırlı evlatlar büyütebilmek için sarf ettiğim bunca çabanın sonunda evlatlarımın büyüdüğünü görebilmek en büyük mükâfatım olacak sanırım.

Selam olsun makama, paraya değil de dimdik duruşu ile omurgası olan bütün babalara…    

e.buber@karamursel.tv

YAZIYI PAYLAŞ!

İlk Yorum Yazan Sen Ol!

YAZARIN SON 5 YAZISI
07Kas

AĞZINI BURNUNU KIRARIM!

12Ekm
10Ağs
16Haz

BABAMDAN KALAN BÜYÜK MİRAS!

25Nis

TAHİR BÜYÜKAKIN VE KARAMÜRSEL