Gün Gelecek Devran Dönecek...


Taraf olmak birilerine göre alengirli olmak, kaypak ve yanar döner olmamaktır.

Yada taraf olmak, önceden kimin kazanacağını kestirebilmek ve ona göre pozisyon alıp anafordan beslenmektir.

Ancak dalavere mevzularında mahir olanlar, su altından saman yürütür, güçlünün has adamlığına sadakat ve liyakatten terfi ederler.

Bir de güzel “taraf”lar vardır.

O taraflardan olmak sakıncasızdır.

Ve herkes de olabilir.

Normalde hiç bir sıkıntı yaratmaz muhatabına.

Mesela kız tarafı olmak; Avurtlu olmaktır, üstelik kız evi naz evi ya, iyi de olur.

Erkek tarafı da fena değildir hani.

Sonunda kazanan taraftır.

Öyle ya acabalarla; yaslı gidilir, kız alınır şen gelinir…

Bir de tarafsız olmak vardır ki Allah muhafaza.

İşte onun sahibi de yoktur.

Onlar adeta lanetlidirler.

Ölseler umurlarında olmaz kimselerin.

Bu kimseler bir olayda, araya mı girdiler? Dara girdiler.

Ayırayım derken kim vurduya, gümbürtüye gittiler.

Tarafsız ya, illa ki bertaraf oldular, olacaklar.

Öyle ne sağcıyım ne solcu, futbolcuyum futbolcu ayaklarına yatmak yoktur bu memleket-i alada.

Hoca Nasrettin akıllı adamdır.

Ama en büyük hatası adil ve tarafsız ve vicdanlı olmasıdır.

Bir gün bir adam komşusundan şikayet eder Hoca’ya

Hoca Komşusunu iyice dinler ve ona sonunda “haklısın” der.

Sonra kavgalı diğer komşu gelir Hoca’ya; o da  anlatır da anlatır…

Hoca kıyamaz, ona da bir güzel ” haklısın” çeker.

Orada bulunan karısı dayanamaz ve çıkışır Hoca’ya.

“Yahu be adam birinci adam bu adamdan yakındı ona haklısın dedin.

Sonra diğer komşusu geldi, o da sana yakındı ona da “haklısın” dedin.

Bu nasıl iş böyle Hoca?” dediğimde, bizim hoca karısına baktı baktı ve  “yahu hatun sen de haklısın” dedi.

İşte böylesi de var.

Taraf  olmalar, daha çok gücün yanında çöreklenen  avantacılardır.

Çünkü güçten yana olanın kaybettiği görülmez, ekseriya avurtludurlar.

Bu güç paranın gücü ise aftos.

Nüfuzun gücü ise alay geçmektir.

Bu güç siyasetin gücü olduğunda afi kesmektir.

İşte bunu bilmek ve bunun yanında konuşlanmak üzüm yemek,

atı alıp Altınkemeri geçmektir.

Bir de her tarafa yakın  olmak var ki, güvenilmez olmak, muhbir olmaktır.

Ayrıca saf değiştirmeler var.

Bunlar din değiştirmiş gibidirler.

Mahalle baskısına rahmet okutur yaşadıkları.

Soldan sağa yaklaşanlara anaforcu liboşlar deniyor ve de çok kalıcı oluyor bu unvanları…

Sağdan sola dönenlere ise, mutlak bir isim takılmasa da, yine de aldıkları tepkiler sonucunda; canlarına ezan okunur ve bamya tarlasına dönerler.

Sonuç olarak menfaatçilere tavsiyem, boğulacaksanız büyük gölde boğulun cenazeniz kalabalık olur.

e.buber@karamursel.tv

YAZIYI PAYLAŞ!

İlk Yorum Yazan Sen Ol!

YAZARIN SON 5 YAZISI
25Ekm

UYUŞTURUCU-SİLAH-ÖLÜM

11Ekm

YALAKA GAZETECİ

07Ekm
27Eyl
20Eyl