Herkes saygı duyacak.


Bugün memleketimizdeki genel havaya yönelik bir değerlendirme yapmak istedim.

Konuya yaşanmış bir anekdotla başlayalım:

"Ünlü şairlerimizden Orhan Veli ve Neyzen Tevfik iyi dostlarmış.

Her akşam bir meyhanede buluşular ve sevgilileriyle  ilgili özlem, hasret, ayrılık aşk vb. konuları dert ederler ve içerleşmiş. Orhan veli o kadar çok içmeyi severmiş ki "rakı şişesinde balık olsam" dermiş.

Günlerden bir gün keyifleri gıcır, hayatlarında aşklarında her şey yolunda, dertlenecek tasalanacak, hüzünlenecek bir durumları yok.

Neyzen Tevfik demiş ki: Üstad bu akşam ne sebepten içeceğiz, her şey yolunda.

Orhan Veli: Düşündüğün şeye bak "Ne olacak bu memleketin hali" der yine içeriz."

 

Aslında bugünlerde memleketin önemli bir kısmı da tam bu kıvamda sanki(!).

Toplumumuzda huzursuzluk, sevgisizlik, saygısızlık, hoşgörüsüzlük, çekememezlik diz  boyu.

-Hukuk en güvenilir olması gereken sistem, herkes hukukun verdiği kararlara şüphe ile bakar oldu.

- Devletten yana tavır olsan "iktidar yalakası" oluyorsun

- Muhalefetten yana tavır alsan "eski günleri özlemekle" suçlanıyorsun

- Din, diyanet, inanç desen  "cemaatçi/tarikatçı" oluyorsun

Hiçbir şeyci olmadan devleti, milleti, dini, diyaneti, geleneği vb. sevmek mümkün değimli mi bu memlekette…

Peki akl-ı selim neyi gerektiriyor. Hepimiz bu ülkede yaşıyoruz. Yaşamaya devam etmek zorundayız.  "Bir olmak , iri olmak diri olmak" zorundayız.

Son günlerde tv de, medyada ve özellikle sosyal medyada insanlarımız iyice ağzını bozmuş hazımsız/toleranssız  bir durumda.

Özellikle  Meral Akşener'in maruz kaldığı bu haksız ve mesnetsiz isnatlar ve ...Bugün Meral Akşener'e yapılan, yarın herkese yapılabilecek bir tutum hazmedilir gibi değil.

Kimse karşıt görüşleri, düşünceleri, fikirleri hoşgörü ile karşılamıyor.

Hoşuna gitmeyen bir paylaşımda, seviye iyice düşüyor "küfürlerin, hakaretlerin, iltifatların(!), bini bir para. Kırk yıllık dostluklar bile hiçe sayılıyor.

Acaba bu fikirde olan bir dostum, arkadaşım, akrabam,  kırılır mı incinir mi diye düşünen kalmadı.

"Sevgi gönüllü, saygı zorunludur."

Kimi istersen onu seversin; taraftarı, yandaşı, sevgilisi olursun tercih bireysel. Ancak, içinde bulunduğun çevrede, ortamda, toplumda diğer herkese "saygı" sınırları içerisinde hitap etmek/davranmak zorundasın. Saygı göster ki saygı göresin.

Öyle bir noktaya gelindi ki "demokrasiye" , "seçimlere" bile saygı, güven kalmadı sanki.

Toplumun sağduyusu bu ülke her zaman doğru çözümü üretmiştir. 1980 darbesi sonra yapılan ilk seçimlerde darbenin kudretli komutanları başka partiyi işaret etmesine rağmen halkımız, hür iradesiyle oy kullanmış ve kendi seçimini yapmış ve irade sandığına yansımıştır. Demokrasi tarihimiz göstermektedir ki sıkıntılı dönemlerde halkın sağduyusu en uygun çözümü üretmiştir.

Demokrasinin en temel kuralı "sandıkla gelen, sandıkla gider".

Tecrübelerimin, okuduklarımın, gördüklerimin, öğrendiklerimin bana öğrettiği en önemli hayat felsefesi;  devleti yönetenlerin vatanperverliğidir.

3 bin yılı aşan Türk tarihinde;  Orta Asya Türk hakanlarının, Selçuklu sultanlarının, Osmanlı padişahlarının, Türkiye Cumhuriyeti cumhurbaşkanları/başbakanlarının ülke ve millet aleyhine bir davranış içinde olmaları mümkün değildir. Ben böyle bilir böyle inanırım. "Zamanın ruhu" diye bir kavrama inanırım. Aldıkları kararlar zamana, o zaman ki halet-i ruhiyelerine göre mutlaka en doğru kararlardır, ancak sonucu ülke için, millet için olumlu sonuçlanmamış olabilir. İnanırım ki niyetleri devletleri için en iyisini yapmaktır.

Toplumları oluşturan gruplar içinde anlayış farklılıkları olması, tepki göstermesi, mücadele etmesi, gösteri ve yürüyüşler yapılması demokratik sistemlerin temelidir.

Yakmak, yıkmak, bir ölümü protesto ederken başka ölümlere, acılara zemin hazırlamak; demokratik bir hak olamaz, olmamalıdır.

Ülkeyi oluşturan entelektüellerin/aydınların, siyasilerin, iktidarın ve muhalefettin görevi toplum katmanlarını daha çok ayrıştırmak değil, birbirlerine daha da yaklaştırıcı tavır, davranış, söylem ve eylemler olmalıdır.

Önümüzde ki seçimlerin sonuçlarının bu yönde adımlara vesile olması dileğiyle.

Her vatandaşımızın demokratik ve anayasal hakkı olan oylarını kullanmaya ve çıkan sonuca herkesi  "saygılı"  olmaya davet ediyorum.

Unutmayalım ki  her karşıt görüş "saygıyı" hak ediyor.

Bu duygu ve düşüncelerle, Karamürsel'li  hemşehrilerimizin ve tüm İslam âleminin Miraç Kandili'ni tebrik eder; ülkemizde ve dünyada yaşanan üzücü olayların, acı ve gözyaşının son bularak yerini barış ve huzurun almasını temenni ederim.

Buber Group

Ercan BUBER

e.buber@karamursel.tv

YAZIYI PAYLAŞ!

İlk Yorum Yazan Sen Ol!

YAZARIN SON 5 YAZISI