1889’DAN 2016 YILINA KADAR YAPILAN İYİLİKLER VE KÖTÜLÜKLER!


( Bu Bir Bilimsel Araştırma - İnceleme Yazısıdır. Doğrudur, Gerçektir, Olay ve Olgulardır)

“CHP, 09 Eylül 1923 günü Halk Fırkası adı ile kuruldu.” “ 10 Kasım 1924 de Cumhuriyet Halk Fırkası adını aldı.” “ Daha sonrada Cumhuriyet Halk Partisi adını aldı. İlk Başkanı M. Kemal, daha sonra İsmet İnönü, 1992 de de Deniz Baykal başkanlık yaptı. CHP kurulalı beri kendi içinde hep iç karışıklık, bölünme, parçalanma, itişme, çekişme, dışlama yaşadı. DP, Cumhuriyetçi Güven Partisi, Cumhuriyetçi Parti, DSP ve daha pek çok siyasi parti hep CHP’den ayrılarak kuruldu. Halka güven vermedi. Cuntacılık yaptı. Vatandaşa İnsan Haklarına uygun davranmadı. Milli, manevi, evrensel değerlere yer vermedi. Sözü başka özü başka uygulamaları daha bambaşka hareket etti. İlkeleri arasında “Halkçılık” vardı ama hiç halka yakın, haktan, hakikatten yana olmadı. Bunun içinde hep hile ile baskı ile darbe, cuntacılık sonunda iktidara geldiler. 1960 askeri cunta darbesi sonunda İsmet İnönü koalisyon hükümet kurdu. 1971 askeri muhtıra sonrası solcu kişileri iktidara getirdiler. 1997 beşli çete post modern darbe sonrası yine solcular iktidara geldi. İktidarı yıkmak için anarşi ve terörü destekledi. Askeri darbenin gerçekleşmesi için sokak eylemleri, anarşi, terör yaptılar. Bunu 1950- 1960- 1970’lı yıllarda sürekli yaptılar. Bülent Ecevit, CHP- DSP olarak 1974 yılından sonra 6 kez hükümette oldu.” Siyasi, ekonomik, kültürel, sosyal fecaatler, felaketler yaşandı.” “ SHP olarak hükümette oldular. Terör, anarşi, siyasi, ekonomik çöküntü yaşandı!” Onlar iktidarda olduğu zaman terör örgütleri legal çalıştı. Onlarla sokaklarda oldular.

“2013 Gezi Olayları Terörü bir ay sürdü. Teröre 80 İlde 86 terör örgütü katıldı. CHP ve yoldaşları, yandaşları terörün içindeydi. Genel Başkanları dâhil!” “ LGBTİ için terör örgütlerinin yaptığı; LGBTİ’ye özgürlük mitinglerine katılıyorlar.” “15 Temmuz 2016’da Fetö askeri darbesi yapıldı. Bir kınayıcı söz söylemedi. Şimdi KHK ile terör örgütlerine yapılan uygulamanın karşısındadırlar. Çıkan KHK’leri Yüksek Mahkemeye iptal için götürdüler. Hem nalına hem mıhına vururlar. Direkt düşmanlık yapamasa, dolaylı olarak yapıyor. İkiyüzlü davranıyor. Takıye yapıyor. Gerçekleri, doğruları halktan gizlediğini sanırlar. Ülkemiz, milletimiz, devletimiz lehine çıkan yüzlerce yasayı iptal ettirmişler. Yararlı işleri engellemek için elinden gelen her hareketi yapmış, yapmaktadırlar. Her yararlı girişimi, yatırımı önlemek için bir bahane ile yoldaşları, yandaşları fiili eyleme geçer. Ülkede büyük yatırımların hemen hepsine karşı engel hareketi yapmayı sürdürmektedirler. Sanki dış düşmanlarla işbirliği varmış gibi bir hareketin içindedirler.

Adı CHP olan siyasi parti, tek parti olarak 1923- 1950 yılları arasında tek başına monarşi yönetimi olduğu için 27 yıl diktatörlükle, otoriter, totaliter, baskı, şiddet, yıldırma, korkutma, insan hakları çiğneme ile faşizan ve komünist şeklinde iktidarda kaldı. 14 Mayıs 1950 Genel Seçimlerde büyük yenilgiye uğrayarak; millet özgürlüğe, bağımsızlığa, insan haklarına, barışa, sevgiye, saygıya kavuştu. “Artık söz milletin oldu. Monarşi bitti.” Cumhuriyet, demokrasi yarım yamalak uygulanmaya başlayabildi. Artık azda olsa maddi, manevi rahatlama oldu. Halk devletin şiddet, baskı, sömürme, ezme, yıldırma, işkencesinden kurtuldu. Ot yemeyip, buğday ekmeği yemeye başladı. Sadece don, mintan, entari zor bulan halk; elbise alıp, giymeye başladı. Yetiştirdiği ürünleri, evcil hayvanları devlete vermemeye başladı. Karnı doymaya, traktör, araba almaya başladı. Ayağına çarık bulamayan halk, lastik ve kundura giymeye başladı. Lenin’in kasketinden, mason Yahudilerin fötründen kurtulmaya başladı. Köylü şehirlere inmeye, yetiştirdiği ürünleri kentlerde satmaya başladı.

Artık 1932 yılından beri okunamayan ezan, 1950 yılında okunmaya başladı. Kur’ân öğretme, öğrenme, ezan okuma, namaz kılma, dini kitaplar serbest oldu. Artık dini öğrenen, öğreten, dini kitap okuyan, alan ve satan kişiler işkence, 6 ay ceza, baskı, şiddet görmemeye başladı. Şalcı Bacı, eşarp sattığı için mezarından çıkarılıp, asılmaz oldu. Şapka giymeyenler idam edilmez oldu. İnsanlar gaz, elektrik lambası kullanır oldu. Soba satın alınmaya başlandı. Türk Halk Müziği, Türk Sanat Müziği yasakları kalktı. Tek parti döneminde siyasilerin çaldığı, hırsızlık yaptığı, kaçırdığı; milletin, devletin malı onca çalınamamaya başlandı. Laiklik adı altında jakobenlik, baskı, şiddet, işkence yapılmasının dozu azaldı. Sakal bırakma, örtünme, din öğrenme, dini ibadet yapma, hacca gitmede yasaklar hafifletildi. Sade müminler kısmen devlete alınmaya başlandı. Okullaşma, sanayileşme, alt yapı yapma, tarım aletleri almada büyük gelişme oldu. Kentler modernleşmeye, tarım ve hayvancılıkta gelişme olmaya başladı. Sanayileşme başladı. “Millet o kadar fakirdi ki; Mustafa Kemal, 1919’da Sivas ve Erzurum Kongrelerinde emanet elbise giydiğini anlatıyor.” Büyükbabam sadece bir don ve mintan giyermiş. Açlıktan evimizin yanındaki azcık yokuşu çıkamazmış! Milletin tamamına yakını böyle fakirdi. Hastane yoktu. Okul yoktu. Yol, köprü yoktu. Salarha Deresi’ndeki vadide bulunan 35 köyün yolu, köprüsü yoktu.

“Halk ekmek bulamazken; siyasiler, bürokratlar çok yüksek aylıklar alıyordu. Devlettekilerin her tülü imkânı vardı. Çaldıkları çaldık, kaçırdıkları millet- devlet malı idi. Her türlü hile, sahtekârlık, hırsızlık, vurgun, karaborsa yapılıyordu.” Hak, hukuk, doğruluk, adalet, hakkaniyet, güzel ahlak, edep, iş- çalışma ahlakı yoktu. Halk, hükümeti ve yöneticilerini seçemezdi. Monarşide seçim yoktu. Devletin başı her şeyi belirlerdi. Meclistekileri baş, milli şef beğenir ve görevlendirirdi. Baskıda, şiddette, yönetimde tam bir faşistlik, yönetimde ve insan hakları kısıtlamasında tam bir faşistlik ve komünistlik vardı. “2012 yılı Eylül ayına kadar okullarda, devlet dairelerinde memur, amir, öğrenci olarak hiçbir başörtülü bayan alınmadı. Hiçbir okul türünde başörtüsü takılamazdı. Sakallı ve kravatsız hiçbir erkek memurluk, amirlik yapamadı. Hatta zaman zaman sakallı kişilere, işçilik bile yaptırılmadı. İşçiler bile Cuma namazı kılamadı. “Zaten memurlara bu özgürlük, din, vicdan, düşünce yaşama özgürlüğü 2012 yılı Eylül ayında genelge ile serbest bırakıldı.” Ama bazı özel sektörde hala ibadet kısıtlaması, yasağı devam etmektedir. Müslüman halkımız sapık rejim ve ideolojilerin hepsini bir arada yaşadı.

Ülkemizde 20 bin cami bu dönemde işlevsiz bırakıldı. 900’den fazla camii; ahır, kahve, meyhane, depo, kenef yapıldı! Kiraya verildi! Satıldı! İstiklal Mahkemeleri binlerce kişiyi ideolojik düşmanlık nedeni ile idam etti! 1960- 1971- 1980- 1997- 2007- 15 Temmuz 2016 darbeleri yanında teşebbüs edilip, becerilemeyen 10 darbe daha yapıldı. Her darbede millet, devlet zarar gördü. Devlet soyulup, soğana çevrildi! “1960 darbesinde devlet hazinesi boşaltıldı.” “1980 askeri darbesini yapan 5 cunta üyesi köşeyi döndü! Her birinin 200’den fazla dairesi oldu! Dünyanın en zengin generalleri oldular.” “ 28 Şubat 1997 müdahalesi sonrası devlet, millet maddi, manevi bitirildi!”

1960 darbesinde Başbakan, bakanlar asıldı, idam ettirildi! DP taraftarları devletten atıldı. Cezalandırıldı. CHP, halktan Varlık Vergisi, tarım ürünü vergisi, evcil hayvan vergisi aldı. Bunlar millete okul, cami, hastane, yol, su, elektrik, hizmet olarak geri dönmedi. Ülkemizde İlçelerin, kentlerin 1970 yılında bile elektriği yoktu. 1970 yılında Karamürsel’de lise bile yoktu. Rize’de 1953 yılında Lise, askeri kışla binasında öğretime başladı. Modern tarıma geçildi, diye gösterilen traktör; Atatürk’ün, Atatürk Orman Çiftliği’nde ki bir tek traktör, Atatürk’ün kendi özel çiftliğindeki özel traktörü idi.

Kur’ân öğrenme, öğretme, okuma, okutma, mevlit okutma 1926 yılında yasaklandı. Yasak tam 24 yıl sürdü. Dine, imana, İslam’a, Müslümanlığa ait her şey yasaklanmıştı. Osmanlı mezar taşları kırıldı. Osmanlı arma ve yazıları tahrip edildi. Öyle ki 1947 yılında Senirkent’te halka kendi pislikleri bile yedirildi. Halkın eğer 40 dönümden az tarlası, arazisi varsa, öküzlerine el konuluyordu. Tarım ürünlerine el konulurdu. Varlık vergileri yüzünden tüm ürün ve hayvanlarını satıp, devlete veren çok olmuştur. Yine de borçlu çıkanlar oldu. O zaman ülkemizde 9 tane büyük ticaret firması vardı. Hırsızlıklar, vurgunlarla kısa sürede 41 tane oldu. Ama Atatürk bu 41 tanesinin toplamından bile çok daha zengin, varsıl olmuştu.

Millet yılda 1 Litre gaz, ramazan ayında yarım kg. şeker, 1 metre kumaş bez alabilmek için karne ile alım yapardı. Ama bu öyle herkese verilmezdi. Bizim köyden karne alabilen hiç olmadı. Sanırım taraftarlarına verilirdi.

Devrimler daha çok emperyalist batılı saldırgan ülkelerin baskıları ile yapıldı. Talimatlar batıdan verildi. İslam ve Müslümanlara karşı yapıldı. İslam dini ile ilgili inanç ve hayatı Ortaçağa özgü bir din anlayışı olarak görülüyor ve yasaklanıyordu. CHP bünyesindeki pek çok kişi din, iman, Allah tanımıyordu. Dini dergi, kitap, Kur’ân, Elif Ba, mevlit kitapları toplatılıyordu. Basımı de yasaklanmıştı. Okunması yasaktı. “Halkevlerinin ibadet yeri olması kararı 10 Mayıs 1946 CHP Büyük Kurultayında alınmıştı.” Kur’ân okumasını yasaklamış. Okuyanları büyük cezalar veriliyor. Camiler basılıyor. Öğreten hocalar tutuklanıyordu. Behçet Kemal Çağlar, ezanda geçen “Allah,”  “ Muhammet” kelimelerinin yerine “Atatürk” adını koyarak yeni bir ezan yazmıştı. Ali Naci Karacan da; “Din zehirdir,” diye Tan Gazetesi’nde yazılar yazıyordu. “ Kâbe, Arap’ın olsun, Anıtkabir bize yeter,” diyenler vardı. Atatürk’e peygamber, Allah, İlah diyenler de az değildi. Sapıklaşma artmış. İnsanların dinden uzak olanları sapıtmış, sapıklaşmıştı. Bu aşırıcılar, gericiler savaştan çıkmış halka en dehşet veren korkunç vahşetleri yapmaktan çekinmiyordu. Artık devlet, asker, polis, cuntacı, darbeci, ihtilalci, diktatör olmuştu. Yargı, hukukçu olmayan cellatların elinde insan idam ediliyordu! Müslümanlara akla gelen her kötü, çirkin sıfat lakap olarak söyleniyordu. Her filim, tiyatro, yazılarla kötüleme had safhayı aşmıştı.

Düşman yurdumuzdan 1922 yılında atıldı. Atılmasına rağmen 1923’de Lozan, 1926 Ankara Antlaşmaları ile hala toprak kaybediyorduk. Emperyalistlerin emirlerini yerine getirttiriyorlardı. Yanı savaşı kazanan Türk Milleti, toprak kaybeden yine Türk Milleti oluyordu. Emperyalistler hala emir yağdırıyordu. Bu millete de yabancı gibi davranan yine yöneticilerimiz oluyordu. Çünkü yöneticiler; “1889 yılında 2. Abdülhamit Han’ı düşürmek, Osmanlı Devletini yıkmak için kurulan İttihat ve Terakki cemiyeti gizli hain örgütünün mensupları 1923 yılından sonrada devlet yönetiminde idiler. Masonlar, Yahudiler, Ermeniciler, 1800 yılından beri var olan komünistler. 1806 yılından beri var olan komünist Kürtçü bölücü hainler, onlarca terör örgütü mensubu iş başında idi. Hem de yüksek makamlarda hainliklerini devletimize, milletimize karşı hala sürdürüyorlardı. Yanı günümüzde ülkemizde olan 123 terör örgütünün başı, o zamanlarda da devlet içindeydi.

“İlk defa 03 Şubat 1932 yılında Ayasofya Camisi’nde Türkçe Kur’ân okutuldu.” “ 18 Temmuz 1932 de Türkçe ezan verilmeye başlandı.” “04 Şubat 1933 de tüm ülkede zorunlu Türkçe ezan okutulmaya başlandı. Bu ezan okutma 16 Haziran 1950 gününe kadar aralıksız devam etti!” Yol vergisi vermeyenler yolda her yıl 6 gün çalıştırılıyor. 12 yıl bile ücretsiz askerlik yaptırılanlar oluyordu. Evler basılıyor. İnsanlar köy meydanlarında dövülüyor. Yine de her şey komünist + faşist ülkelerdeki gibi tozpembe güzel gösteriliyordu. Atatürk Orman Çiftliğinde bir tane Atatürk’ün özel traktörü var. Bu hala okul öğrencilerine; “ülkede modern tarım yapılıyor, diye öğretiliyor!”

Tüm CHP Hükümetleri döneminde baskı, şiddet, işkence, yolsuzluk, yoksulluk, halkın fakirliği, devletin hazinesinin çalınması yapıldı. İslam düşmanlığı ve Müslüman ayrımcılığı oldu. CHP Hükümeti, T.C. Devleti’ne sığınan Azerilerinden 156 kişiyi Ruslara, Aras ırmağı köprüsü üzerinde teslim etti. Bu Azeri kardeşlerimiz burada hemen idam edildi. CHP döneminin 1939 yılına kadar olan bölümünde kötü, baskıcı, şiddet, terör, zulüm yönetimine karşı 30 Kürt, 30 da Türk isyanı yapıldı. On binlerce insan bu isyanlarda öldü! Devlet hep aciz, zaaf içinde yoksul bırakıldı. Okul, yol, köprü, hastane, yatırım yeterince yapılmadı. Bu sadece CHP yönetiminin 1950 yılına kadar olan kısmında değil, 2002 yılı sonuna kadar hep böyle oldu. Pek çok camii amacı dışında kullanılırken, Ayasofya Camisi de müze yapıldı.

CHP zulmü 21 Temmuz 1946 Genel Seçimlerde son bulacaktı. Bu seçimlerde CHP hile, sahtekârlık yaptı. “Açık oy kullanma, gizli sayma yapıldı.” CHP’ye fazla oy yazmayan sandık görevlileri jandarma ile götürülüp, karakolda işkence yapıldı. CHP kendi gibi düşünmeyenlere yaşama hakkı vermedi, vermiyor. Hedefleri kan dökme, kan akıtma oldu. “Kana kan, intikam,” sloganları ile yürüyüş yapanları vardı. Aziz milletimiz CHP yönetiminden çok çekti. Allah cc. Bir daha bu değerli milleti onların ellerine düşürmesin. Âmin.

Başörtüsü yasağı 08 Aralık 1978 CHP- Bülent Ecevit Hükümetince bir genelge ile koyuldu. CHP, belediyelerin öğrencilere burs vermesi olayını 2012 de Yüksek Mahkemede iptal ettirdi. Turgut Özal Hükümeti döneminde, Ak Parti Hükümeti döneminde, 2008 yılında başörtüsü yasağının TBMM kararı ile kalkmasının onanmasını Yüksek Mahkemeye götürerek iptal ettirdi. Milleti soyan dershanelerin 2015 de kaldırılmasını yine iptal ettirmek için Yüksek Mahkemeye gitti. Okullarda okutulan Din Kültür ve Ahlak Bilgisi dersinin kaldırılması için 34 yıldır çalışmaktadır. Her kalkınma, gelişme, büyüme girişimine karşıdırlar. Yasa ile beceremese sokakları yangın yerine çevirerek becermeye çalışmaktadır. Bugün ülkemizde olan zenginlerin tamamına yakınının serveti haramdır. Bir çeşit haram, günah, suç yolu ile elde edilmiştir. Atalarımız, çok mal haramsız, suçsuz edinilmez, der.

M. Kemal Atatürk’ün bile mal, mülk, servet varlığı kimsenin hayal edemeyeceği kadar fazla olmuş. Tarihçi Araştırmacı Yazar Mustafa Armağan’ın Başbakanlık arşivinden, tutanaklardan edindiği bilgilere göre: “ M. Kemal’in otelleri, luna parkları, gazoz fabrikaları, şarap fabrikaları, deri fabrikaları, 2 fırını, 4 lokantası, 443 baş sığırı, 13,100 koyunu, 2,450 tavuğu, 154,739 dönüm arazısı var. (Bu da yaklaşık 40 km. boyu, 4 km. eni bir arazi eder.) Bu arazi 8 parçadan oluşmaktadır. Bu arazilerde meyve bahçesi, fidanlık, asma fidanlığı, bağ, sebze bahçesi, ağaçlık, portakallık, kuşkonmaz, bahçe, çayır, yonca vardır. Kent kıyılarındadır. Ankara ve Yalova’da olduğu gibi!

 Aynı zamanda 45 tane bina, 4 lokanta, gazino, eğlence yerleri, 7 adet ambar, 4 samanlık, otluk, 6 hangar, 15 bin kapasiteli 7 koyun ahırı, 6 mandıra, 8 tane at ve sığır ahırı var. Bira, malt, soda, gazoz, deri, süt fabrikaları, eğlence yerleri vardı. 80 ton şarap üretimi yapıyordu. 16 tane traktörü vardı. Deniz motoru, tavuk çiftlikleri, 5 tane kamyonu vardı. Binek yük hayvanları, ayrıca 91 bina, 6 fabrika, 5 imalathane, 1 değirmeni kendine özel bulunuyordu. Ölümüne yakın, 11 Temmuz 1937 günü bir tutanakla bu servetini hazineye devretmiş. Bir kısmını da yakın gördüğü İsmet İnönü’nün çocuklarına ve Ülkü adlı kıza bağışlamış. İş Bankası’nı milletin ve kendi paraları ile kurup, bugünkü hali ortadadır! İyi ki varisleri, mirasçıları yoktu da devlete kaldı, diyenler çok var.

CHP, DP Hükümetini düşürmek için 1954 de solcu ve komünistleri kışkırtmış. Sokak terörü yaptırmış. Bununla hedefine varamayınca, 1958 de terörü artırmış. Yine başaramayınca 1960 askeri cunta hareketi ile DP hükümetini düşürtmüş. Sonrasında da S. Demirel ile ortak hükümet kurmuş.

Seçimlerde halk yine yeterli oy vermemiş. 1968 de yine sol, komünist terör artmış. 1971 askeri muhtırası ile AP Hükümeti düşürülmüş. Sol, Nihat Erim Hükümeti iş başına gelmiş. Ama Hükümeti yürütememişler.

1974 yılında CHP- Bülent Ecevit ortak Hükümeti kuruldu. Başarılı olamadı. Sol terör kan akıtmaya, terör yapmaya, anarşistliğe devam etmiş. 1978 de her gün 25 kişi öldürme olmaya başlamış. 1980 askeri darbesi yapıldı. Ama sol, komünist terör yerini 1980 askeri darbesinden sonra komünist bölücü teröre bıraktı. PKK siyasi uzantısı ile 1991 yılında ortak seçimlere girdiler.

28 Şubat 1997 sonrasında yine sol, CHP’den çıkan DSP 18 Kasım 2002 gününe kadar hükümet oldu. Milletin, devletin, memleketin her yönü ile anasını ağlattılar. Ülke ekonomik olarak iflas etti. Millet iflas etti! 1950 yılına kadar olan komünist faşizmi tekrar yaşattılar.

31 Mayıs 2013 günü başlayıp, bir ay 80 İlimizde süren Gezi olaylarında etkin oldular. Bir yerde PKK ülkeyi yakıp yıkıyor. Diğer yerden diğer komünistler hedeflerine ulaşamayınca, Fetö 15 Temmuz 2016 günü askeri darbe ile devreye girdi. Millet ile polis karşı durarak, darbeyi engelledi. Halkımızdan ve polislerimizden 241 kişi şehit oldu. 2,194 kişi gazi oldu. CHP şimdilerde yine bu darbecileri, bölücüleri, teröristleri koruma mücadelesi vermektedir. Ama milletimiz olup bitenleri derin basireti, doğru aklı, bilgisi birikimi ile izlemektedir. Zalimliklerle bir yerlere tutunulmaz.

Osmanlı Devleti 1699 Kar Lofça Antlaşması ile toprak kaybetmeye başladı. Batının hastalıklı, ayrımcı, ırkçı, fitneci, bozguncu ideolojisi Osmanlı toprakları içinde yayılmaya başladığında Osmanlı’da düzen bozuldu. Toprak kaybı artmaya başladı. 1901’de Makedonya’da çete savaşı artmaya başladı. 1902’de Makedonya’ya özerklik verildi. 1902’de Yemen isyanları tekrar başladı. 1905’de 2. Abdülhamit Han’a Ermeniler suikast giriminde bulundu. 26 vatandaşımız şehit oldu. 50’den fazla vatandaşımız yaralandı.”1908’de 2. Abdülhamit Han tahtan indirilip, sürgün edildi! Böylece devlet yönetimi tamamı ile İTC terör örgütü eline geçti. Bundan sonra Osmanlı yıkılışı hızlanacak. Hatta Osmanlı 1908’de son buldu! Hainlik, kahpelik, kalleşlik artacak!” 1908’de Avustralya- Macaristan İmparatorluğu’nun Bosna- Hersek’i ilhakı gerçekleşti. Girit, Yunanistan’a bağlandı. “31 Mart- 13 Nisan ayaklanması oldu.” Artık ideolojik sapıklık ile İTC hainliği, ırkçılık ortak işleme koyulmuş. Emperyalistler Osmanlı’da sapıklar eli ile atını oynatıyor. 1910’da Arnavutlar ayaklanıyor. 1911’de Trablusgarp savaşı yapılıyor.1912’de 1. Balkan Savaşı başlıyor. 1913’de Balkan Savaşları devam ediyor. “ 1908 yılında 2. Abdülhamit Han’ın tahtan düşürülmesinden başlayıp, 1922 yılına kadar 4- 5 milyon Müslüman halk şehit oluyor. 5 milyon kilometre kare toprakta elden gidiyor!”

Birinci Dünya Savaşı’na İTC yönetimi ile giriliyor. Galiçya, Romanya- Makedonya cephelerinde kaybediyoruz. Kafkasya cephelerinde Rusya ile savaşıyoruz ve kaybediyoruz! Irak cephesinde İngiltere’ye karşı kaybediyoruz. Suriye, Filistin cephesinde İngilizlere karşı kaybediyoruz. Hicaz- Yemen cephesinde yine İngilizlere karşı kaybediyoruz. Mısır’da İngilizlere karşı yine kaybediyoruz. “Çanakkale’de 1915’de Almanlarla İngiliz, Fransız ve sömürge işgal yamyamlarına karşı kazanıyoruz.” İşgal ve sapık güçlerin düşüncesi ile hareket edildiğinden, düşmandan pek üstün tarafımız kalmadı. İçimizdekilerde düşman tarafında yer aldı! İTC zihniyeti- anlayışı hem Osmanlıyı yıktı! Hem de T. C. Devletine ve milletine yaramadı. Mondros Ateşkes Anlaşması 1918, Anadolu’ya saldırılar 1914- 1922, Wilson İlkeleri İle Osmanlının yıkılışı, 1918 Paris Barış Konferansı, 1920 Sevr Antlaşması, 1923 Lozan Anlaşması, 1926 Ankara Antlaşması hep İTC yönetimin başarısızlıkları ile doludur. Savaşı kazanan asıl esaslı Türk milleti! Bu antlaşmalarla toprak ve saygınlık yitiren masadaki Türk Milletine üsten inmeci sözde temsilciler!

Halk aç, susuz, giysisiz iken; halktan buğday, arpa, şeker, gazyağı, don, gömlek, çarık, çorap, kundura toplanıyor. Halk kadını, erkeği, genci, çocuğu ile düşmana karşı savaşıyor. Ama “İTC bir terör örgütüdür. Milleti cephelerde telef ettiriyor.” “ Çanakkale’de Alman komutanlar da harcatıyor!”

Osmanlı’da ırkçılık, mezhepçilik, bölgecilik, ayrımcılık, kültürlere düşmanca davranma yoktu. Ama 1789 Fransız İhtilalinden sonra her türlü fitne, fesat, ırkçılık, sınıf ayrımı, bölgecilik, kültürlere düşmanca yaklaşım, ideal birliğinin dağılması, halklara farklı davranma, sınıf- zümre ayrımı, siyasi ayrımcılık, halklar arası düşmanlık; ideolojik sapıklık artınca, farklı halklar birbirine düşmanca davranmaya başladı. Milli birlik ve beraberliği sağlamak güçleşti. Her ırk kendi egemenliğini ilan etmeye başladı. Bu durumu emperyalistler kızıştırdı. Emperyalistlerin devletimize olan dayatması milleti daha da birbirine koydu. Devletin yanlış yönetimine karşı 30 Türk, 30 Kürt ayaklanması yapıldı. T. C. Devleti; hak, hukuk, adalet, doğruluk, hakkaniyet, milli- yerli, manevi, evrensel, bilimsel değerlerden uzak yönetiliyor. Cumhur – halk ve demokrasi yerini; askeri faşist cunta ve laiklik adı altında komünist yönetim, icraat yer alıyordu. Bilimsel, insani, dini, milli, evrensel değerler bir kenara atılarak, devlet yönetilmeye çalışıldı. Bu da halkları dağıttı. Millet, devlet birbirine girdi. Demokrasi, eşitlik, adalet, devletçilik, milliyetçilik, sosyal adalet, milli egemenlik, devrimler, halkçılık gibi sözler hep havada kaldı. Süslü püslü, uydurma laflarla işler yürümez. Palavralarla gemi gitmez. Ve işler düzgün, doğru yürümedi. İşler yolunda gitmedi. Hala o günlerin yanlışlarını 2016 yılında çekiyoruz.

Dünyada şer, gizli, açık hain güçler bulunmaktadır. Gizli, örgütler dünyanın üstünü altına çevirmektedir! Gizli örgütler diğer açık terör örgütlerini; anarşi, şiddet, terör, serseri örgütleri istediği gibi kullanmaktadır. Gizli örgütlerden bazıları şunlardır: “ 1- Haşhaşiler. 2- Tapınak Şövalyeleri. İlmunati ve masonlar. 3- Siyon manastırı. 4- Duruidler ve Grostikler. 5- Kabala ( Yahudi ve Hristiyan örgütü). 6- Rosen Kreuzcular. 7- Triadlar. 8- Mafya ve Cosa Nostra. 9- Yakuza. 10- Wicca. 11- Kurukafa Suç Çeteleri ve Kemikler. 12- Gizli Örgütler ve Popüler Kültür. 13- Bozgunculuk çıkaranlar, eleştirmenler, panikçiler, komple teorisyenleri, yıkıcı eleştiri yapanlar, halkı panikletmek için fitne, fesat, nifak- ayrılık çıkaranlar. Bu Gizli örgütler Türkiye’mizdeki siyasi partileri, 123 terör örgütünü, odaları, meslek kuruluşlarını, kurumları, özel ve tüzel kişilikleri istedikleri gibi kullanmaktadır. Öyle bir dünyada yaşıyoruz ki; BM denilen kuruluşun 5 daimi temsilci ülkesi ve diğerleri dünyanın terörünü oluşturmaktadır. Siyonist Yahudilerle, komünistlerle, kapitalistlerle, faşistlerle, istihbarat örgütleri ile liberallerle, silah tüccarları ve kara paracılarla ortak çalışmaktadır. Bunlar solcu, sağcı, komünist, faşist, sözde mümin olan herkesi kullanmaktadır. Bir birey, kurum, kuruluş, özel ve tüzel yapı eğer kendi vatanına, milletine, devletine, hak dine- imana, insanlığa düşman ise; tam bu gizli örgütlerin iti- köpeği, eşeği olmuş demektir. Bugün ülkemizde 123 terör örgütü aktiftir. Hepsinin kurucu ve yöneticileri de yurdumuzun dışındadır. Orada kullanılan bu eşek domuz başlılar, içerimizdeki kafasızlarını da kullanmaktadır. Ülkemize böylece her türlü zararı vermektedirler!

1991 yılına kadar komünist 40 kadar ülke vardı. Bu ülkelerden 9 tanesinin oluşturduğu Varşova Askeri Paktı vardı. Çin vardı. SSCB adı ile Rusya’nın oluşturduğu 350 milyonluk ülke, 21 milyon km2 yüzölçümlü bir komünist dünya vardı. Bunun KGB denilen istihbarat örgüt vardı. Dünyada şu anda 196 ülke vardır. Bu komünist terör örgütleri bu ülkelerin tümünde terör yaptı. 200 yılda 200 milyon insanı terör ile katlettiler. Sadece Lenin 10 milyon insani, Stalin 43,5 milyon insani, Mao Zedong 50 milyon insanı katletti! Bugünlerde Kamboçya konuşuluyor. Burada da 260 milyon insanı komünist örgütler katletti! Katletmeyi de sürdürüyorlar!

Bir de Türkiye’mize bakalım. Bu istihbarat örgütlerinin kurduğu PKK ve yan örgütlerine bakınız. Ülkemizi, milletimizi mahvettiler! Bir de diğer sol komünist terör örgütlerine bakalım. 1889 yılında İTC ile teröre başladılar. 2016 yılında tam hız ile katliamları sürdürmektedirler! 1889 yılında olan ile 1958 de olan, 1968- 1980 yılında olanlarla 2016 yılında olanlar hep bir, aynı hedefli ve amaçlı örgütlerdir. Alanda terör yapan 123 terör örgüt var, dedik. “ Bunların çoğu Marksist, Leninist, Stalinist, birazı da Maoist terör örgütüdür.” Diğerleri de PKK ve yan- alt Marksist, Leninist, Stalinist bölücü terör örgütüdür. Bunların legal- yasal uzantıları da vardır. Siyasi bağlantıları vardır. Oda, meslek kuruluşlar, sendikaları, birlikleri vardır. CHP, HDP, TGB, TTB, TMMOB, KESK, DİSK, FETÖ, DAEŞ deyince aklıma 123 terör örgütü geliyor. Hepsi 2013 Gezi olaylarında, LGBT’ye özgürlük adı altındaki mitinglerde, yıkımlarda, anarşistlikte, teröristlikte aynı meydanlarda toplanıyorlar. Bunlar BM, AB, NATO, Avrupa, Rusya ve diğer şerefsizler tarafından kurulmakta, kullanılmakta, desteklenmektedir. Milletimizin, devletimizi yönetenlerin, koruyup gözetenlerin çok bilgili, bilinçli, cesur, dikkatli, uyanık olması gerekir. Domuzluk, gâvurluk, adilik, hainlik yapanların oyununa gelinmemesi gerekir.

1889 yılından 1923 yılına kadar bu aziz millete İTC Terör Örgütü zulmetti. Osmanlıyı yıktı. 2. Abdülhamit Han’ı devirdi. Osmanlıyı parçaladı. Milleti yok etti!

1923 yılında cumhuriyet kuruldu, derken; monarşi oldu. Cumhurun olmadığı yerde cumhuriyet olmayacağından; 1938 yılına kadar milletin başına boza pişirildi. Amirler çok yüksek aylık aldı. M. Kemal 2,800 altın lira karşılığında maaş alıyordu. Bugünün parası ile 250 bin lira aylık yapmaktadır. Muhaliflerini ortadan kaldırdı. Milletimize zulmedildi. Bunun için 1939 yılı sonuna kadar 60 kadar isyan oldu. Yönetime karşı oldu, oluşturuldu. Bu isyanlar en ağır şekilde bastırıldı. Halka her çeşit baskı, şiddet, terör, yok etme, ortadan kaldırma yapıldı. Millete din, iman, vicdan, öğrenme, devlette görev alma, hür- özgür yaşama, mutlu yaşama iradesi tanınmadı.30 Kürt isyanı yanında 30 da Türk isyanı oldu. Halk, devlet yönetim şeklini beğenmedi. Baskıyı kabul etmedi. Ot yiyip, ayağında çarığı olmayan halktan ağır vergiler alındı. Çarık bile giyemeyen halk vardı. Büyükbabam İbrahim, şehire 2 saat yaya giderken, çarıklarını şehire girerken giyerdi ki eskimesin. Bu cumhuriyet, demokrasi, hürriyet değildi. O zaman var olan faşizm ile komünizmin harmanlaması ile oluşturulan monarşi diktatörlüğü idi. M. Kemal Cumhurbaşkanı, İsmet İnönü Başbakan idi ama başkanlık sistemi vardı. Tüm yetkiler M. Kemal’in elinde idi. Halk ikisinden de memnun değildi. Bir kör ile sağıra kaldık, deyip, dert yakınırdı.

 M. Kemal 10 Kasım 1938 de öldü! İsmet İnönü Cumhurbaşkanı oldu. Aynı halktan, haktan, hukuktan kopuk monarşi yönetimi devam ettirildi. Zaten seçim yoktu. Milletin milletvekilleri hükümet tarafından belirleniyordu. Halk seçmiyordu. İl ve İlçe CHP Başkanları vali, kaymakam oluyordu. Ya da vali ve kaymakamlar CHP İl ve İlçe Başkanlığı yapıyordu. Bunun için muhaliflere her türlü haksızlık, hak hukuk çiğneme yapılıyordu. Millete bir inekten, koyundan, köpekten kötü davranılıyordu. İsmet İnönü de 12 yıl Cumhurbaşkanlığı yaptı. İlk seçimler 1946 yılında yapıldı. Ama bu seçimlerde baskı, hile, sahtekârlık, dayatma yapıldı. CHP zorla değiştirdiği seçin sonuçları ile hükümeti kurdu. Öyle okullarda okutulan “ T. C. İnkılap Tarihi ve Atatürkçülük” ders kitabı tamamına yakını yalan, uydurma, aldatmacadır. 10 Ocak 1929 günü Millet Mektepleri açıldı. Ama Osmanlı’dan kalma öğrencilerin artık öğrenim çağı geçmişti. 5 bin öğrenci ile öğretime başladılar. 03 Nisan 1930 günü Kadınlara Seçme Seçilme hakkı tanındı. Sanki seçim yapılıyor da seçme seçilme hakkı tanımışlar. Zaten Osmanlı’da 1876’da Meclisi Mebussan da seçme seçilme hakkı vardı. Kadınlarda, erkeklerde seçilmişti.

14 Mayıs 1950 günü yapılan seçimlerle artık monarşinin diktatörlüğü kısmen bitti. Tamamen bitmesine karşı CHP ve yoldaş -yandaşları hep direniyor. Halkın huzurlu mutlu rahat kolay serbest özgür yaşamasını hep önlemeye çalışıyor. Hukuk yolu ile yapamasa devletin içindeki zorbaları zorbalığa zorlayarak önlemeye çalışıyor. Halkı kışkırtıyor. DP 14 Mayıs 1950 de demokratik seçimle iş başına ilk defa geldi. Ama onlara CHP hiç rahat vermedi. Hukuk yolu ile hayırlı, başarılı, iyi, güzel, doğru, yararlı hizmetlerini önleyemeyince, teröre başvurdular. 1954 yılından başlayıp, 1960 yılına kadar bu hukuksuz eylemlerle de DP Hükümetini yıkamayınca, 27 Mayıs 1960 cuntacılara askeri darbe yaptırdı. Başbakan Adnan MENDERES, Bakanlardan Fatih Rüştü ZORLU ve Hasan POLATKAN da idam edildi. Bunların dışında 15 kişi daha idam edildi. 31 kişiye ömür boyu hapis verildi. Bunların dışında 449 kişiye mahpus cezaları verildi. “Devletten tüm DP’liler atıldı.” İdamlar Yüksek Adalet Divanı kararları ile 24 Eylül 1960 günü verildi. Yüksek Adalet Divanı! Yanı 1923- 1950 yılları arasındaki diktatörlükleri, yok etmelerini 1960 da yapmış oldular. Faşistler, komünistler, diktatörler hiç değişmezler. Onlar hak, hukuk, adalet, doğruluk, hakkaniyet, güzel ahlak, sevgi, saygı, koruma, kollama, şefkat, muhabbet, merhamet bilmezler. Anlayışları bunu gerektiriyor. Böylece DP Hükümetinin yaptığı ve yapacağı büyük hizmetleri emperyalist ülke yöneticilerinin emir eri, kurşun askeri olarak önlemiş oldular. Bu önleme gününü de 1982 yılına kadar resmi tatil- bayram olarak kutlattılar. Zalimleri, zulmedenleri, hainleri, gaddarları, canileri Yüce Allah’ıma havale ediyorum. Ben kötü bir şey demiyorum. İlahi adalet yaptıklarının karşılığını muhakkak, mutlaka, illaki verecektir.

CHP, yaptırdığı askeri cunta darbesinden sonra Süleyman Demirel ile ortak hükümet kurarak iktidara geldi. Ama çok sürmedi. Seçimlerden sonra CHP yine kaybetmeye mahkûm oldu. 1965- 1969 yıllarında AP- Süleyman Demirel iktidara seçimle geldi. İlk gelişinde çok da başarılı oldu. Ama CHP onu yine sokak eylemleri, engelleme, darbe ile yıkmaya çalıştı. 12 Eylül 1971 de askeri muhtıra ile sol kesim ara hükümeti kurdu. Kurulan Nihat Erim Hükümeti yine başarılı olamadı. Artık CHP İsmet İnönü’den kurtulmuş.

Lise mezunu Bülent Ecevit parti başkanı oldu. 1974 de de MSP Başkanı Necmettin Erbakan ile ortak hükümet kurdu. Ama pek uzun yürümedi. Ülkede 1968 de sol yine terör çıkarmaya devam ediyor. Ecevit’in hükümetlerince ekonomik sıkıntılar başladı. Un bile bulunmaz oldu. Ülkemiz sol terör ile kan akıtmaya devam ediyor! Ülke yönetilmez durum alıyordu. 1975’den sonra Milliyetçi Cephe Hükümetleri kuruldu ise de solcuların terörü yüzünden istikrar oluşturulamadı. 1978 yılında yine CHP hükümet kuruyor. Bu da başkasının 11 milletvekilini Güneş Motel’de satın alarak hükümet kuruyor. Sol hükümetler döneminde ülkede terör daha artıyor. Artık şeker, yağ, gaz, akaryakıt bulunmaz oluyor! Her gün 25 kişi terör yüzünden canını kaybetmeye başlıyor. Sol komünist terör daha çok Milliyetçi Ülkücü Türkçü gençleri vurarak öldürüyor! Milliyetçilerde nefsi savunma, meşru savunma yapmaya çalışsa da, komünistlerin dini imanı yok! Millete çok zarar veriyorlar. Ecevit hükümeti döneminde terör örgütleri legal- yasalmış gibi faaliyet gösteriyor. Hükümet sahipleniyor. Terör örgütleri de sol hükümetleri sahipleniyor. 1979 yılında yine AP- Süleyman Demirel Hükümeti iş başına geliyor. Ama hiç başarılı olamıyorlar. “Mason Demirel ile Mason Ecevit komünistlerle Ülkücüleri birbiri ile vuruşturarak büyük yaralar açtırıyor. Her iki tarafa da Bulgar şirketi silah veriyor!”

Terör, ekonomik, siyasi sıkıntıların önüne geçilemiyor. 12 Eylül 1980 askeri darbesi yapılıyor. “Bu yıl T. C. Hükümeti 3 milyar dolar ihracat yapmıştı.” Devlet zayıf, millet fakirdi. Kişi başına 1,000 dolar yıllık Milli gelir düşürüyor. 1923’de başlayan soygun hala devam ettiğinden, devlet- millet 57 yılda gelişememişti. Emperyalist istihbarat örgütlerinin emirlerini yerine getiriyorlardı. Birbirini yıkma üzerine çalışmalarını sürdürüyorlardı. Ecevit ile Demirel birbirini yedi! İkisi Necmettin Erbakan’ı yok etti! 4 defa siyasi partisini dindar diye kapattılar.

12 Eylül 1980 askeri darbesinden sonra yeni bir siyasi parti doğdu. “ANAP adı ile kurulan siyasi partinin Başkanı Turgut Özal oldu.” Bu devlet adamının, halk, hak insanının başarısız olması için mason Demirel ile solcu CHP- SHP tam gaz yıkma, düşürme, zayıflatma çalışması yaptı. Başarısız olması için ellerinden geleni yaptılar. 1983- 1989 yılları arasında Başbakanlık yaptı. 1989 yılından sonra Cumhurbaşkanı oldu. “Cumhurbaşkanını TBMM seçiyordu.” Cumhurbaşkanı iken de ona rahatlık vermediler. Yıl 1993 olmuştu. Millet sadece Adnan MENDERES ile Turgut ÖZAL’dan hizmet görmüş. Millet zenginleşmiş. Devlet güçlenmişti. Hepsinden önemlisi tüm engellemelere rağmen, bu iki başkan ile özgürlüğüne kavuşmuştu. Bu iki başkan özgürlükçü, halkın girişimciliğini destekleyendi. Ama 1993 yılında Turgut Özal öldü!

Yine hak, hukuk, adalet, hakkaniyet, doğruluk, dürüstlük, milli- yerli, manevi, evrensel, bilimsel, dinsel değer sahibi olmayanların eline bu aziz millet kaldı. 1996’da Refah- Yol ortak hükümeti kuruldu. Refah Partisi- Necmettin Erbakan dindardır, diyerek; 5’li çete post modern darbesi ile daha 1 yılını doldurmadan yıktırdı. DSP- Bülent Ecevit’le 3’lü ortak hükümetler kuruldu. 1997- 2002 yılları arasında tek parti döneminde ve cuntacı darbeci hükümetler döneminde yapılanları yaptılar. Bu üçlü ortak hükümet tam 1923- 1950 yılları arasındaki hükümetlerin uygulamaları gibi oldu. Birde darbe cunta hükümetlerinin yaptıklarını yaptılar. Millet bıktı, sıkıldı, yokluk ve baskı çekti. Devlet siyasi, ekonomik olarak çöktü. Günlük faizler %5,000- 7,500’e çıktı. Devlet bütçesinin %115’ini harcıyor. Toplanan vergilerin %76’si faiz ödemelerine gidiyor. 3,500 büyük fabrika kapanıyor. 9 binden fazla Kur’ân Kursu kapatılıyor. 12 yaşını bitirmeyenlerin Kur’ân dersi alması yasaklanıyor.

Başörtüsü yasağının sokaklarda takılıp takılmaması tartışılıyordu. İstiklal Marşı okunurken bayanların- hanımların başını açmaları için genelge gönderilmişti. Başörtülüler pek çok sosyal tesislere giremiyor. Sağlık karnelerine baş açık resim olmadan askeri hastanelerde muayene olamıyor. Üniversite hastanelerinin acil bölümüne başı kapalıya müdahale bile edilmedi! Bunların insanlık dışı olaylarını mağara dönemindeki ilkel insanlar, faşistler, gâvurlar, komünist ateistler bile yapmadı. Ama Müslüman gözüken münafıklar 100 yıl yaptı! Başörtüsü düğüne bile gidemiyordu. Otele tesettürlü turist alınmıyordu. Sakallılara da insan hakları kısıtlaması vardı. Zalimlerin zulmü arşa değmişti. Bu uygulamalardan sonra hükümette olan CHP, DSP, ANAP, MHP partileri %10 barajın altında kalıyor. Hatta DSP ve ANAP %1 oy alıyor. MHP % 10 baraj altında kalarak milletvekili çıkaramıyor. CHP’de 1999’da % 10 baraj altında kalarak milletvekili çıkaramamıştı. Aziz milletimiz zalimlere hak ettiği cezayı böylece vermişti.

DP geleneğinden gelen AP ve DYP, özgürlükçülük bakımından DP kadar olamadı. Süleyman Demirel, Tansu Çiller sağcı olarak daha inançlı kişilerden oy aldı. Ama imanlı kişileri rahatlatacak yönetim oluşturmadı. Bunun içinde bunlar Ak Parti’nin 2002 yılında gelmesi ile adları ile kendileri ile artık halkın desteğini alamadılar. Bugün itibarı ile binde bir bile oy alamamaktadırlar. “S. Demirel başörtülü okumak isteyenler Suudi Arabistan’a gitsinler, diyordu.” “Solcularda İran’a gitsinler, diyorlardı.” Hatta sokaklar kamusal alan mıdır? Kamusal alan ise başörtülülerin sokağa çıkması yasaklansın, konusunda tartışma yapılıyordu. Kur’an’dan 275 ayetin hükmü geçmiştir. Kur’an’dan çıkarılmalı, diyordu. Bunu da yine kendi gibi olan Uğur Dündar’ın bir televizyonun kanalındaki söyleşi programında söylüyordu.

ANAP’ın Başkanı Turgut Özal Cumhurbaşkanı seçilince, yerine A. Mesut Yılmaz 1989 da seçildi. Bunlarda AP- DYP başkanları gibi çıktı. Müslümanlara yarasa diyor. Ecevit ile ortak hükümet kurup, Müslümanlara baskı ve hak kısıtlaması uyguluyor. Devleti 1997- 2002 arası soyup soğana çevirdiler, demiyorum. Bitirdiler! Milleti ezdiler. Yine Ak Parti gelince ANAP diye bir siyasi parti kalmadı. %0,1 bile oy alamıyor. Bunlar Cumhurbaşkanı olarak da kendilerine benzeyen Ahmet Necdet Sezer’i seçtiler. Onunla milleti parya, köle, esir ettiler! Cumhurbaşkanı Sezer’de Ak Parti’nin 220’den fazla yararlı, yapıcı yasasını veto etti. Yine 220’den fazla teröristi hasta diye affetti. Cezaevinden çıkmasını sağladı. Onlarda çıktıktan sonra dağa çıkıp, teröristlik yapmaya başladı.

02 Kasım 2002 günü bir seçim ile bunların hepsi bertaraf oldu. Ak Parti %36 oy aldı. Bir de CHP barajı geçti. MHP %10 baraj altında kaldı. 2015 seçimlerinde Ak Parti %49,5 oy alarak iktidar oluyor. Ak Parti’yi yıkıp, milletimiz bölüp parçalamak, yok etmek, vatanı işgal etmek için her şerefsiz şu anda eylem içindedir. İçeride ve dışarıda savaş, darbe girişimleri, emperyalistlerin işgal teşebbüsleri var. Şu anda Irak, Suriye sınırları içinde askerimiz havadan, karadan girip savaşmaktadır. Suriye’ye terör öğelerini temizlemek için 24 Eylül 2016 günü karadan ve havadan girdik. 1,250 km2 bir araziyi temizledik. Yanı 43 günde derinlemesi 45 km. boylamı 90km. Olan bir alanı DAEŞ, PYD- YPG terör unsurlarından temizledik. Irak’taki PKK unsurlarına karşı her zaman hava saldırıları sürdürülmektedir. Irak- Musul’daki DAEŞ işgaline karşıda bir kara, hava hareketi bir ay içinde düzenlenecek. Bunların yapılması, sınırlarımızı terör örgütlerinden korumak, yurdumuza girip, terör yapmalarını engellemektir.

Yurdumuz içinde de artık savunmadan çıktık. Saldırma, bulunduğu yerde yok etme hareketi sürdürülmektedir. FETÖ, DAEŞ, PKK, DHKP-C terör örgütleri başta olmak üzere büyük bir harekât düzenlenmektedir. Ak Parti Hükümeti’nin yanında şu anda sadece MHP vardır. Diğerleri direkt ve dolaylı yollardan emperyalistlerin uşağı olarak terör yanındadır. Ak Parti hükümeti cumhuriyetin 79. Yılında iktidar oldu. 79 yılda yapılan yatırımın bazı alanlarda 5- 10- 15 katını yaptı. Dünyanın ilk üçüne giren onlarca projeyi tamamladı. Hala yapmaya devam etmektedir. Gören göze kurban olayım. Anlayan kafayı seveyim. İyi düşünen beyni öpeyim. Temiz kalbi kirletmeyeyim. Hainlik eden katil, kahpe, kalleş serserileri Allah’a havale ediyorum. Lanetliyorum.

Sizlere önerim: “İnsanları dışlamayın. Kazanmaya çalışın. Dışlama her insanı muhalif veya düşman safına iter. Her insanı kazanmaya çalışınız. Hak çemberini geniş tutunuz. Dincilik, mezhepçilik, cemaatçilik, ırkçılık, bölgecilik, ayrımcılık yapmayınız. Sapık ideolojilere, bozuk felsefelere kapılmayınız. Sorunları büyütmeyiniz. Olumlu ve dosdoğru, adil, orta halli davranınız. Aşırılık- gerilik içine düşmeyiniz. Zihin okumayınız. Sorun çıkarmayınız. Vatana, millete, devlete, kutsal değerlere ihanet edenden, değil Müslüman olmak, insan bile olmaz. İnsan; insanlıklı, insancıl, insaniyetli, hakça davranan, hak- hukuktan çıkmayan olmalı. İnce, nazik, kibar, centilmen, nezaketli, zarafetle olmalı. Öküz olmamalı! Serseri paranoyak aptal olmamalı. İlahi irade ile davranıp, peygamberimiz örnek almalı.

Hedefimiz: “ İyi insan olup; iyi insan, yararlı, doğru, dürüst, güzel, ilmi, fazilet değerleri olan, değerlerle yaşayan insan yetiştirmek olmalı. Birlik beraberlik içinde, kardeşçe, dostça, sevgi, saygı, barış içinde yaşayan toplumları oluşturmak olmalı.”

1889 yılından 2016 yılına kadar geçen 127 yılı büyüklerimden, 60 yılı da kendimden yaşayarak biliyorum. Bu ülkeye hizmet eden Menderes, Özal, Erdoğan’ı sevgi ve saygılarımla anıyorum. Hem hizmet hem ihanet edenleri yeriyorum. Kötülüğü iyiliğini aşanları yaratan yaşatan âlemlerin Rabbi olan Yüce Allah’ıma havale ediyorum. Ben sadece kitaplara geçtiği, yaşayanlardan, yaşadığım kadarı ile âcizane olarak anlatmaya çalıştım. Hata, yanlış etti isem kuldan af, bağışlama diliyorum. Rabbimden de mağfiret istiyorum. Allah cc. Herkese akıllı davranma, zekâyı doğru kullanma, yeterince hakça düşünme, bilgi bilinç ile ortak uzman aklı kullanarak yaşama nasip etsin. Kulda bu güzellikleri istesin.

( Bu Bir Bilimsel Araştırma- İnceleme, Olgu, Olay Objektif yazısıdır. Siyaset içerir ama hak, hukuk, doğruluk, adaletle doğruyu söyler.)

m.kasap@karamursel.tv

YAZIYI PAYLAŞ!

İlk Yorum Yazan Sen Ol!

YAZARIN SON 5 YAZISI
12Haz
20Ağs

İSLÂM VE MÜSLÜMANLIK NİMETTİR

13Ağs
02Ağs

AKLINI YANLIŞ KULLANANLAR!

23Tem