‘KOÇ’UM BENİM


1901 yılı üzüme alaca düştüğü yaz günlerin birinde Ankara’da Çoraklık semtinde dünyaya gözlerini açtı. Soyu ‘Koçzadeler’ olarak anılan Ankara’lı ailelere dayanıyordu. Okul hayatı boyunca başarılı bir öğrenci olmuştu. Babası sahibi oldukları evin altındaki 4 dükkanı da ticaret yapan gayrimüslimlere kiralık vermişti. Tüm Osmanlı’da olduğu gibi Ankara’da da ticaret tümüyle gayrimüslimlerin elindeydi. En güzel binalar, en güzel mağazalar, en güzel yazlıklar hep ticaret yapan gayrimüslimlerindi. Müslüman Türkler, ülkenin sahibi olmakla birlikte, çoğunlukla ticaret erbabının emrinde çalışan, basit hayat süren kimselerdi. Ailesinin ekonomik durumu kötü sayılmazdı. Hatta yazlık evleri bile vardı. Ama bir gariplik hissederdi hep. Sünnet olmuştu. Babası ona bir eşek hediye etti. Ama eşeğiyle yazlık evlerine giderken ilk hüznünü yaşadı. Zira, onun gibi yazlık evlerine giden gayrimüslim çocukları, daha güzel eşekleriyle yolda onu sürekli geçmişlerdi. Eşeğine, daha hızlı gitsin diye, babasının atının arpasından yedirdi. Ama fayda etmedi, hayvan ne kulaklarını dikti, ne de bir canlılık emaresi gösterdi. Bu içine öyle bir işledi ki; böyle olmayacaktı. İşte eşeğinin kendisini yarı yolda bıraktığı o gün kararını verdi. Ticaret yapacaktı küçük ‘Koçzade Ahmet Vehbi’.

15 yaşına geldiğinde okulu bırakmaya karar verdi. Ailesi önceleri şiddetle karşı çıktı. Fakat Vehbi’nin kararlılığı ve inadı sonunda galip geldi. Evlerinin altındaki dükkanlardan birini bakkal dükkanı haline getirdi. Bir sandık ayakkabı lastiği, bir sandık şeker, bir kaç teker kaşar peyniri ve bir teneke zeytin.. İşte Türkiye Cumhuriyeti’nin ekonomik alandaki yegane başarı öyküsü böylece başlamış oldu dostlar..

Küllerinden yeniden doğan genç Cumhuriyet’in sanayileşme modernleşme hamlesinin temel gücü olacaktı. Cumhuriyet tarihimizin saymakla bitmeyecek ‘ilkleri’ arasında ilk endüstriyel girişim (ampul fabrikası) ilk otomobil, ilk traktör, ilk buzdolabı, ilk çamaşır makinesi, ilk tüplü LPG derken, KOÇ Grubu günümüzde ülkemizin 80 binin üzerinde çalışanı bulunan en büyük şirketler topluluğu haline geldi.

****

Son yıllarda ise, sermayenin el değiştirmesiyle ve birilerinden el alarak peydahlanan, sonra bir güzel parlatılan, görgüsüz, eğitimsiz, hani amiyane tabirle ‘kıroyum ama para bende’ tipinde iş adamları gözümüze gözümüze sokuluyor.

Sadece ısmarlama haber yapan, birileri sayesinde oralara geldikleri için 24 saat o birilerini yalayan, rakiplerini haber bile yapamayan, yapsa da kötüleyerek yapan, yandaş medya patronları peydah edildi. Milletin anasını belleyen, doğayı katleden projelerin ihalecileri, ‘Ben yaptım oldu.’, ‘Bu değil, bu hiç değil.’ diyen, kaçak yapılarına bile ceza verilmeyen, gözüne kestirdiği arsa imara açılan müteahhitler türedi. Evli olduğu halde, magazin programlarında sevgilileriyle pozlar veren yandaş işadamları ekranlarımızı süsleyip bize ahlak! dersleri verirken, ülkenin en değerli ailesi itibarsızlaştırılarak sırf gençler ölmesin diye otellerinin kapısını açtılar diye, iktidar tarafından gezici, mason, yahudi, ahlaksız, vergi kaçakçısı ve hain ilan edildi.

Olayın ardından haftalarca Tüpraş başta olmak üzere birçok Koç Holding kuruluşuna, ufacık da olsa açıklarını bulmak ve büyük vergi cezaları kesmek için maliye denetçileri gönderildi. Aileleriyle birlikte neredeyse yarım milyon vatandaşımıza ekmek veren kuruluşa.. Hem de milyonlarca vergi borcu affedilen, açıkça vergi kaçıran dünya kadar yandaş işadamı varken.. Peki bir açık bulunabildi mi? Tabii ki hayır. Çünkü KOÇ Holding, ülkenin milli duyguları en fazla olan ailelerinden biridir ve devletini zarara uğratacak en ufak bir işlem yapmazlar. Çünkü eğitime o kadar önem verirler ki, hem aile bireyleri, hem de yöneticileri müthiş yetiştirilmişlerdir. Hatta eğitime verdikleri önemi, Türk Eğitim Vakfı’nı kurarak göstermişlerdir. Çünkü bir ülkenin gelişebilmesi, zenginleşebilmesi için, adalet ve eğitim en önemli şeylerdir.

Bu yüzden, sırf kendilerini zenginleştirmekten ziyade, memlekette daha eğitimli insanlar yetişsin diye çabalarlar. Neredeyse 50 yıldır faaliyet gösteren bu vakfın bursları sayesinde, milyonlarca gencin eğitim masrafları karşılanmaktadır. Bu holdingin çatısı altında vakıf liselerinden, Koç Üniversitesi’ne birçok eğitim kurumu da vardır.

Koç ailesinin en önem verdiği değerlerin başında, iktidar değil, cumhuriyet ve Atatürk sevgisi vardır. Bu değerlere sahip çıkan her oluşumu da desteklerler. Ülkenin milli gelirinin neredeyse yüzde 10’unu üreten bu dev holdingin sahibi ailenin bireyleriyle herhangi bir yerde karşılaşmış ve sohbet etme imkanı bulanlar da bilirler ki, bu insanların başta anlattığım gibi görgüsüzlük, karşısındakini hakir görme, gereksiz hava atma halleri, yaptıkları yardımları insanların gözüne sokma gibi terbiyesizlikleri de asla yoktur.

İşte bunun gibi insani özelliklerinden ötürü, iş dünyasının çakma iş adamlarından farklıdırlar. Bu yüzden geçtiğimiz hafta vefat eden Mustafa Koç’un ardından, herkes ‘Çok iyi insandı.’ demiştir. (akit paçavrası hariç.)

Rahmetli Vehbi Koç’un ‘Benim anayasam şudur: Devletim ve Ülkem var oldukça ben de varım. Demokrasi varsa hepimiz varız.’ Sözü ışığında; eğitime, spora, sanata, teknolojiye, bilime, gelişime, verimliliğe, destek veren ve dünya markaları yaratan, Koç Holding yönetim kurulu başkanı, iyi insan, sayın Mustafa Koç’a Allah’tan rahmet, ailesine de sabırlar dileriz..

Özgür kalın efendim..

iletisim@karamursel.tv

YAZIYI PAYLAŞ!

İlk Yorum Yazan Sen Ol!

YAZARIN SON 5 YAZISI
03Nis

ALAKASI YOK

28Mar

RED

21Mar

Cinnet Vatan

14Mar

Apolitik Gençlik

06Mar

KADIN