TERÖR SENDROMU - Özgür İFADE

TERÖR SENDROMU


‘Sana düşman, bana düşman, düşünen insana düşman, vatan ki bu insanların evidir, sevgilim, onlar vatana düşman.’ (Nazım Hikmet)

Büyük Ortadoğu Projesi; oynaması, gülmesi, yetişmesi, öğrenmesi, en önemlisi de yaşaması gereken çocukların yerine, küçücük tabutlara giren, kıyıya vuran çocukların olduğu bir projedir. Birçok ülkenin asırlar sonrasına ait planları, programları, koyduğu hedefleri vardır. Yunanistan’ın Megali İdea’sı, yani Anadolu’da kaybettikleri toprakları tekrar kazanıp, Konstantin başkentli Büyük Helen İmparatorluğu’nu tekrar kurmak istemesi gibi. ABD’nin özgürlük ve demokrasi ülküsü, ekonomik ve askeri açıdan ebediyen en güçlü olma isteği,  Rusya’nın sıcak denizlere ulaşma çabası, İsrail’in tüm dünyaya hakim güç olma amacı ve Büyük Ortadoğu Projesi’ni hayata geçirerek vaat edilmiş toprakları (ki bu topraklar içinde Türkiye’nin doğu ve güneydoğusunun büyük bir kısmı da var) ele geçirmek istemesi gibi. Türkiye’nin ise bırakın birkaç nesil sonrasını, bir yıl sonrası için, hatta bir gün sonrası için bile planı yok. Olmadığı için de terör yuvası haline getirilen bir ülke olduk. Kevgire dönmüş, terörist grupların cirit attığı, silahtan, akaryakıta hatta uyuşturucuya kadar kaçakçılığın her türlüsünün serbestçe yapıldığı sınırlarımız oldu. Ülkeyi yönetenler bir gün ‘Eyalet sistemi kötü bir şey değildir, Osmanlı’da da vardı.’ deyip, açılım adı altında hendek kazılmasını, yığınak yapılmasını görmezden gelirken, bir yıl sonra özerklik karşıtı açıklama yapıp, ‘çocuklar ölmesin’ diyenleri terör yanlısı ilan ederek, gözaltına aldırabiliyor.  Aslında Türkiye Cumhuriyeti’nin de kurulduğu yıllarda amaçları vardı: ‘Muassır medeniyetler seviyesine ulaşmak’ gibi. Burada sorun var. Çünkü köy enstitüleri kapandığından beri batı medeniyetiyle aramızdaki makas her geçen gün biraz daha açılıyor. Ya da ‘Vatan bir bütündür, bölünemez.’ gibi. Terör eylemlerine bakılırsa, artık burada da sorun var. Kimse bu gidişatın sonundan emin değil. Herkesin ‘bölünmesin’ dediği memleket, barış isteyenler ve onlara vatan haini diyenler olarak çoktan bölündü. Toprağa düşen çocukların hangi milletten olduğuna bakarak tepki verenlerle, hepsi için aynı şekilde üzülenler olarak... Ve maalesef terör politikamız da, günlük, popülist, oy devşirmeyi amaçlayan politikalar olmaktan öteye gitmiyor. Batının gazına gelip, Esad’ın birkaç haftada devrileceğini sanıp, ‘100 bin mülteci, kırmızı çizgimizdir.’ diyerek sınırı açmaları ilk hataydı. Suriye’de birbirleriyle savaşan terör örgütlerinin, ülkemizde de sivil insanların canlarına kast edecek, katliam gibi terör eylemlerini hazırlamış oldu. Sonra 7 Haziran’da tek başına iktidar çıkmayınca, 1 Kasım’ı deneyen, terör eylemlerini, seçim sonuçlarına bağlayan, Ankara patlamasının oylarını arttırdığını açıkça söyleyen iktidar; maalesef şu sıralar daha beteriyle karşı karşıya. Üstelik 2019’a kadar da ülkeyi bu zihniyet yönetecek. Hükümet, yürüttüğü terör politikasına ülkede yaşayan herkesin inanmasını ve destek olmasını bekliyor. Niye destek olalım? Hükümet ve yandaşları tarafından sürekli vatan haini olarak yaftalanan, ne yapmaya çalıştığını, ne amaçla yaptığını gayet iyi bilen milyonlar var bu ülkede..  Ülkeyi yönetenler savaş istemeyenlere karşı bilinçli bir düşmanlık tutumu içinde. Dertleri sorunları çözmek değil, o sorunları kendi çıkarlarına göre kullanmak. Terör örgütünün işine yarayacak yöntemleri uygulayıp, vatanseverlik adına ona buna hakaret edip, hain ilan etmekle gün sonunda bir siyasi kazanç hesap ediliyor.   Amaç, fiili rejim değişikliği sonucunda ülkeye ‘başkanlık’ sistemini getirmek.. Uygulanan Bu sonuçsuz terör politikaları da bunun aracı sadece…  Fakat ne yazık ki asıl kaybeden ülkemiz oluyor.. Toplumun canını, malını, istikbalini düşünmesi gerekenler bu ülkeyi yönetenlerdir. Yönetim sizde, yetki sizde, güç sizde, dolayısıyla tüm sorumluluk da sizde. Toplumun yarısını kolayca vatan haini ilan ederek ülkemizin en önemli sorununu içinden çıkılmaz hale getirmenin hiçbirimize faydası yok. Maalesef duruşumuzu kaybettik. Tüm dünya bizi teröre destek vermekle suçlarken, biz de kendi insanlarımıza aynı suçlamayı yöneltiyoruz.  Öcalan’ın, bölge için bir şans, denge kurucu, ileri görüşlü, bölgeyi daha sağlıklı yorumlayıcı, geniş prestij alanı sahibi, Türkiye’nin önünü açıcı, dünyanın bile geleceğini gören biri diye açıklamalar yapan iktidar mensupları oldu. PKK ile görüşmeler yapıldı, PKK paçavrası açmak suç olmaktan çıktı. Ama, çocuklar ölmesin diyenler, apolitik şovmenler, yıllarca yalakalık yapıp ekmeğini yedikten sonra ‘Ne kadar tahammülsüzlermiş.’ diyen ve kendilerini liberal sanan köşe yazarları terör yanlısı ilan edildi. Tutarsız dış politika, sonuçsuz terör politikası, kısa aralıklarla birbirini yalanlayan söylemler, maalesef ülke yönetiminde büyük bir takım yanlışların olduğunu gösteriyor. Ve bu politikalar tüm vatandaşların güvenliğini, huzurunu tehdit etmeye devam eder, sınırlarımız güven altına alınamazsa daha büyük sorunlarla karşılaşma ihtimalimiz artacaktır. Her medeni ülkede, fikirlerini en özgür şekilde kamuoyu ile paylaşabilen akademisyenler varken, ülkemizde içeriği ve esasına bakıldığı zaman insanların ölmemesi üzerine kurulmuş bir bildiriye imza atan   öğretim görevlileri, yine ‘çocuklar ölmesin’ diyen öğretmenler terör yanlısı gösterilip, linç ediliyorken; geçtiğimiz günlerde milli gururumuz Arda Turan’ın, İspanya’nın Katolonya bölgesinde katıldığı radyo programında ki, “İşte sizin gösterdiğiniz demokrasi anlayışı hem İspanya’nın hem Katalonya’nın.. Bizde de olabilir.. İnsanlar ölmeden, konuşarak düzelebilir. Çünkü ülkemde insanlar ölüyor. Burada da Katalonya ve İspanya arasında bir sürü konuşmalar tartışmalar oluyor. Ama demokratik şekilde. İnşallah benim ülkemde de böyle olur.”  ifadesi, aslında akademisyenlerin bildirisiyle birebir örtüşüyor. Şimdi milli kahramanımız Arda Turan vatan haini mi olmuş oluyor? Bu ülkenin Arda Turan gibi daha fazla aklıselim ve vicdanlı insanlara ihtiyacı var. Terörden arınmış, mutlu, özgür, çocukların sadece oynadığı günler dileğiyle.. Hoşçakalın Efendim..

Not:  Ülkemizin batıya dönük medeni yüzü olan Koç Grubu’nun değerli yönetim kurulu başkanı Mustafa Koç’a Allah’tan rahmet, sevenlerine başsağlığı dileriz.

iletisim@karamursel.tv

YAZIYI PAYLAŞ!

İlk Yorum Yazan Sen Ol!

YAZARIN SON 5 YAZISI
03Nis

ALAKASI YOK

28Mar

RED

21Mar

Cinnet Vatan

14Mar

Apolitik Gençlik

06Mar

KADIN