Bölgesel ve Küresel Politikalarla Sinsi Taarruz;


Avrupa, Orta Asya, Orta Doğu ve Kuzey Afrika da uygulanan uluslararası bölgesel ve küresel politikaların bir bütün üzerindeki etkilerini değerlendirebilmek için, geçmişten günümüze çok önemli köprü niteliğinde olan tarih bilgisinin uygulanabilecek politikaları değerlendirme açısından belirleyici rol oynadığını hatırlamakta fayda var.

 

O halde, tarihten gelen devlet birikimleri doğrultusunda birbirini etkileyen devletlerin askeri, ekonomik ve kültürel etkileri lider veya liderler topluluğunu belirleyici unsur olarak küresel perspektifi oluşturacaktır.

 

Bu nedenle dil birliği çok önemli ve hassas bir konudur.

 

Türklerin bu üç ana kıtanın üzerin de yayıldığı bölgelerde kullandığı dil farklı lehçelerden olsa bile, ortak yazı dilleri Çağatay Türkçesi olması tarihin en eski uygarlıklarından biri olduğunu ifade etmektedir.

 

Bu nedenle Türklerin Tarih ve kültür birliğini koruma isteğinden kaynaklanan dirence karşın, söz konusu bölgelerdeki diğer güçlerin etkinlik isteklerini gerçekleştirme emellerinin olasılığı her zaman güncelliğini koruyacak ve farklı yöntemlerle karşımıza çıkacaktır.

 

Türkler, M.Ö. 5. Yüzyıl da sahip oldukları 38 harfli Orhun alfabelerini, daha sonra 9. Yüzyılda 19 harfli Uygur Alfabesini, İslamiyet’le birlikte Arap alfabesini kullanmaya başladılar.

 

Örneğin; bölgede Türkler üzerine yürütülen politikanın ayrıştırıcı özelliği Rusların 1917 de Bolşevik ihtilali neticesinde Komünist rejime geçmeleri ile farklı boyuta taşınmıştır.

 

Rejim, asosyal milliyetçilik anlayışı doğrultusundaki yaklaşımı neticesinde, istila ettiği bölgede aşamalı olarak bir soykırım oluşturmuştur.

 

S.S.C.B. Bünyesine kattığı Türk devletlerinde Türklerin kullandığı alfabeyi 1926 yılında önce Latin Sonra da 1928 yılında Kiril alfabesine çevirmiştir.

 

1928 yılında Türkiye Cumhuriyeti Latin alfabesini kullanmaya başlamıştır. Günümüzde Türk devletlerinde çoğunlukta Latin ve Kiril Alfabesi kullanılmaktadır.

 

Rusların bu soykırım tutumu ve özellikle dünyanın sanayi toplumuna geçiş sürecinde Osmanlı devleti bünyesindeki Türklerin Avrupa’ya karşı teknolojik üstünlüğü elde edememesi, Türk dili ve lehçelerinin yabancı terimler veya güncel kelimelerin kullanılması sayesinde dil birliğinin kopmasına neden olmuştur.

 

Oysa örneğin; dünyada bulunan 22 Arap ülkesi aralarında politik ve ekonomik ilişkiler sıcak olmasa bile, çok önemli bir serveti muhafaza etmektedirler. Aynı alfabe, aynı dil, aynı terimleri kullanmaktadırlar.

 

Akademik çevreler dışında Türkler, Orhun kitabelerini okuyup anlayamamakta ve 7000 yıllık mazisinden koparılmış olmaktadır.

 

Türklerde bu kadar çok alfabe değişimi ve yabancılaşma kabullenilirken oysa Arap aydınları, Arap dilini korumak için gelişmiş ülkelerde türetilen bilimsel ve teknik terimleri kendi diline çevirerek dilini geliştirerek muhafaza etmiştir.

 

Bir zamanlar kara propaganda maksadı ile birileri tarafından türetilen yabancı kelimelerin Türkçeleştirilmesi gibi öne sürülen terimlere ait örnekler:

 

Otobüs için “çok oturgaçlı götürgeç”, hostes için “gök konuksal avrat”, istiklal marşı için “ulusal düttürü”, gibi uyduruklar.

 

Dil, bir ülkenin, bir milletin temel taşları ile oynamak için en müsait sinsi taarruz silahıdır.

 

Anlamını kavrayamadığımız bir kelime ile asla ne bir sorun çözebilir veya ne de öneri getirebiliriz.  Dilimizi koruyalım, ona sahip çıkalım.

reel@karamursel.tv

YAZIYI PAYLAŞ!

İlk Yorum Yazan Sen Ol!

YAZARIN SON 5 YAZISI
03Nis
14Mar
06Mar
01Mar

Aklın Şifreleri

20Şub

Uluslararası Portföy