Sembolik değerler..


Sembol kelime olarak dilimize Fransızcadan girmiştir. Anlaşılabilirlik bakımından somut veya soyut kavramları ifade eder. Aynı sembol hiçbir zaman bir başka anlam ifade edebilecek kategoride kullanılamaz.

Örneğin matematikte kullanılan dört işlem sembollerini bir birinin yerine kullanamazsınız veya Türk bayrağı herhangi başka bir devletin varlığını temsil etmez, edemez nasıl ki başka bir devletin varlığı Türkiye Cumhuriyetini asla temsil edemeyeceği gibi.

Bu tür semboller rassal yani tesadüfi semboller değildirler.

Tao’nun yaratıcı vasfı Yin ve Yang sembolü ile ifade edilir, bu kâinatın karanlık ve aydınlık vasıflarıdır. 

Veya hani yoga yapanların söylediği AUM (Omm..), (A) yaratıcı brahmayı, (U) Koruyucu vişnu’yu, (M) sona erdirici şivayı ifade eder. Kısacası üç büyük hindu tanrısının adının baş harfleri..

Yine, Swastika hani şu Almanya diktatörü faşist Adolf Hitler’in damalı haç’ı. Vişnu’nun sembollerinden biridir. Evrene ait dört gücü temsil eder. Hava, su, toprak ve ateş..

Veyahut 666 rakamı, Hz. İsa’ya karşı olan şeytan ve sahte peygamberlerin üçlü birliğinin gizli şifresi olarak yorumlanır. Öyle ki Hıristiyanlara göre Paraklit ( Hz. Muhammed ) sahte peygamberdir.

Oysa, Müslüman inanışı doğrultusunda Kur’an ayetleri incelendiğinde hıristiyanlık diye bir din yoktur. Çünkü Hz. İsa’nın bildirdiği Nasranilik ile, inandıkları gibi Hz. İsa’nın çarmıha gerilmesinden sonra ortaya çıkan Teslis (üçleme) Üçte bir – birde üç bağıntısı yani baba, oğul kutsal ruh denkliği hak din olan İsevilikten çok farklıdır.

Her kim neye, kime, nasıl, neden değer verirse versin, bu kişinin hür iradesinin tercihi olmalıdır.

Hiçbir zaman gerçeklerin üstü örtülerek insanların şahsi karar mekanizmaları karartılmamalıdır.

O halde, semboller manevi hakikatler ile birlikte sembolleştirilebilen varsayımları da ifade ederler.

Bu nedenle sembollerin sembolik değermiş gibi küçümsenerek ruhun derinliklerine nüfus etmesi sonucu insanı etki altına alarak insanın kendi oluşturduğu manevi hazın maddi tatminsizliğini ortaya çıkartan sebeplerden biri olabileceğini düşünmek gerekir.

Örneğin 1950 yılında Amsterdam da kurulan ( IASHR ) “ International Association for the Study of the History of Religions” (Uluslararası dinler tarihi eğitimi işbirliği) yapılan kongredeki ilk çalışma dini semboller üzerinedir.

 

Prof. Dr. W.HELLPACH Konferansının konusunu şu kelimelerle ifade etmişti: "Muhtelif muhitlere ait olan sembollerin ihtiva ettiği özel bir kuvvet ki, insanları, bu sembolün ifade ettiği tasavvurunu gerçekleştirmeğe teşvik eder".

 

Ne kadar açık ve anlamlı değil mi?

reel@karamursel.tv

YAZIYI PAYLAŞ!

İlk Yorum Yazan Sen Ol!

YAZARIN SON 5 YAZISI
03Nis
14Mar
06Mar
01Mar

Aklın Şifreleri

20Şub

Uluslararası Portföy