Soykırım Meselesi


11 Aralık 1946 Tarihli, 96(I) sayılı karar ile birleşmiş milletler genel kurulunda açıkça bir suç olarak kabul edilmiş ve 12 Ocak 1951 tarihinde yürürlüğe girmiştir.

“Soykırım, uluslararası ölçütler bakımından teknik olarak değerlendirilen ve uluslararası insancıl hukuk kuralları içinde, en ağır ihlallerin başında gelen önemli ve nitelikli bir suçtur.” [1]

Soykırım “Genocide” kavramını Rafael Lemkin ilk defa 1946 yılında kullanmıştır. Antik Yunanca kökenli bir kelime olan “Genos”  ve öldürme manasına gelen Latince “Cide” kelimesinden türetmiştir.

Oysa nedeni açık bir biçimde belli olan ve gerçekleri yansıtmadığı halde ermeni soykırımı adı altında çok önemli bir strateji yürütülmektedir Türkiye’ye karşı.

Soykırıma maruz kalarak Öldürülmedikleri, bulunduğu yurtlarından ve haklarından kasıtlı olarak mağdur edilmedikleri halde, soy kırım iddiaları ile siyasi kararlar neticesinde gelecekte bir milletin, bir devletin adının tarih sayfalarında kirletilerek soykırıma maruz bırakılma politikasıdır bu sözde ermeni soykırım iddiaları.

Siyasi anlamda kabul gören bu tasarıyı, politikalar tarihinin bir sonucu olarak türetilmeye çalışılan sözde ermeni soykırımı adı altında 11.12.1946 tarih ve 96(I) sayılı karara göre asıl soykırımı birleşmiş milletler nezdinde kimler işliyor?

Hiçbir şekilde meşru dayanağı olmayan varoluş haklarının belirli bir ideoloji ( bana göre İdiotologie) doğrultusunda katledilmesi ve engellenerek gasp edilmesi, hüviyetlerin hürriyeti açısından suçtur.

Bu; İslam dini tarafından, insanlığa ilk tebliğinden buyana son kitap Kur’an da dâhil olmak üzere müeyyideleri belirli İlahi bir hukuktur. Değil ki 1944 yılında BM tarafından alınan bir karar olsun.

Fail devlet kasıtlı olarak toplumsal hüviyeti yok etme doğrultusunda;

  1. Siyasi olarak Tarihi yanıltmak,
  2. Sosyal olarak Doğumları engellemek,
  3. Kültürel olarak başkalaştırmak, 
  4. Ekonomik olarak bağımlı kılmak,
  5. Biyolojik olarak öldürmek,
  6. Fiziksel olarak Tahrip etmek,
  7. Ahlaki olarak vicdanları materyalizmin güdüsü doğrultusunda köleleştirmek,
  8. Din açısından misyonerlik yapmak.

gibi suçları fiilen işliyorsa, bu suçlara teşebbüs ediyorsa, işleyenlerle veya teşebbüs edenlerle işbirliği yapıyorsa, kışkırtıyorsa bu bir soykırımdır ve fail devlet soykırım suçu işliyor demektir.

Görünen o ki, Suç işleyen devletlerin isimlerini yazıp, suçlarını sıralamanın bir anlamı yok.

Tüm gerçekler örtülerek sırf belirlenen stratejinin gerçekleşmesi için Türkiye’ye ve Türk insanına karşı yürütülen bir politikadır.

Sözün Kısası.. Alışmış, Kudurmuştan beterdir..

Yarasaların çığlıkları sarmış dünyayı..

Ey mehter takımı uyan, Müziğinin ahengini özleyenler olmuş..

 

[1] Cengiz BAŞAK, Uluslararası Meza Mahkemeleri ve Uluslararası Suçlar, Turhan kitabevi, Ankara,2003,s.71.

reel@karamursel.tv

YAZIYI PAYLAŞ!

İlk Yorum Yazan Sen Ol!

YAZARIN SON 5 YAZISI
03Nis
14Mar
06Mar
01Mar

Aklın Şifreleri

20Şub

Uluslararası Portföy