Bir Milletin Analizi: Yesevi


Simge aslında.  Bir hareketin adı. Bir yeniden doğuşun ismi.  Temsili, maneviyata dönüşün. Gönüllere vurulan mührün mürekkebi.  Adalet dağıtılacak topraklara uzanan köprünün adı. Kilidi açılan yurtların tapusu. Aslında en önemlisi tüm bunların vesilesi.

Keramet ne onda ne de başkasında. Bu Necip Türk Milleti var oluşundan beri hak etti bı yüce dini. İlk günden beri koydu yüreğine adaleti, aleme ise nizamı. Önce güneşin batışını işaret etti. Sonra gaza dedi. Önce gözünü göklere dikti. Sonrasında her yere değdi bakışları. Ölüme hiçbir zaman bir son olarak bakmadı. Hep bir başlangıcın farkında oldu.  Önce hesabını taşa verdi. Anıtlaştırdı, şahit bıraktı. Sonra hesabı gerçek sahibine bıraktı. Ona hesabı verdi. Kimseye bir şeyin ispatında olmadı. Olması gereken ne ise onu yaşadı. 

Girdi tarih kitaplarına sonra. Talas dendi önce. Çinli kıskacında ki Arap'a yardım edecekti. Satırlarda o şekilde yerini alacaktı. Milat olacaktı o güne. Mazluma yoldaş olmalıydı çünkü ismi Türk'tü. Buraya kadar.  Gerisi hoş; oldu bitti gitti.  Birden (!) bütün Türkler müslüman oluverdi. Ama satırlara nokta çoktan konuvermişti. Ha bir de ilk topluluk,  ilk devlet,  ilk hakan olacaktı cümlelere özne.  

Çizilen kader elbette yaşanacaktı. Ama tüm etmenler, vesileler dile gelmeliydi. Çok mu kolay olmuştu yılların geleneğinin Türkistan'da (Orta Asya'da) yıkılması. Bir anda herkesin müslüman olması kolay mıydı bı kadar. Türkistan ile Balkanlar birbirine nasıl bağlanacaktı. Ya Anadolu bir dizi film setinde mi inşa edilecekti. Orhun ile Tuna birbirine karışacak mıydı? 

Bunların cevabı evvelAllah sahibinde, sonra Türk Milletinin özelliklerinde,  Sinesinde, en sonunda vesilesinde olacaktı. 

Yesevi diyebilecektik. Dedik de Hoca Ahmed Yesevi.  Cümlelerimiz hep yüklemsiz bitt. Bazen sevdiğimizi sandık uçurduk Şeyhi.  Seviyoruz sandık, unuttuk tarihimizi. Bazen hiç tanımadık sahipsiz kıldık heçmiş geçmişimizi. 

Hep ilk soru şu oldu. Kimdi Yesevi, ne iş yapmıştı? Kimdi? Tanıtılması mı gerekiyordu? Başta dedik ya sadece simge diye. Anlatılacak mesele bu değildi aslında. Mesele, bu milletin neye değer verdiğiydi. Sinesinde yaktığı ateşi nereye taşıcaktı.

Bu sorular cevaplanmalıydı ki, bugün olumsuzluk olmasın. Kendinde güç bulacaktı. Tarihim diyecekti. Geçmişim diyecekti. En nihayetinde geleceğim diyecekti. O geçmiş ders olacaktı. Yarın yorumlanmalıydı. Unutulanlar söylenecekti. Dil Yesevi Diyecekti ama yaşayışı ile milli kültürünü vücuda getiren ecdada ugun olacaktı.  

Geçmişin farkında, günün idrakında, geleceğin farkında olan bu hareket,  Alp-Eren ruhu ile dün  yaptığını bugünde yapmak zorundaydı. En azından bu şekilde hissetmeliydi. Bir an evvel özüne uygun davranmalıydı. Pir-i Türkistan Hoca Ahmed Yesevi'nin yaktığı meşaleyi yakabilmeliydi. 

Bu yola talip; meşaleye sahip olma ümidiyle...

Selam ve dua ile. ..
Saygilarimla

e.ates@karamursel.tv

YAZIYI PAYLAŞ!

İlk Yorum Yazan Sen Ol!

YAZARIN SON 5 YAZISI
31Mar

TARİHİN TETİKÇİLERİ

29Kas

AB/SANGHAY/TURAN

01Ekm
24Eyl

ABDÜLHAMID

11Eyl

UYUŞTURUCUDAN UYANIŞA