Özgür İFADE

Özgür İFADE

iletisim@karamursel.tv

‘DİN ve AHLAK’ BİLGİMİZ

Herkesin bildiği meşhur ve milli film repliğimiz ile başlayalım;

Damat: Evet.(Salonda alkışlar kopar.)

Nikah memuru: Peki sen kızım, Hiçbir etki altında kalmadan…

(Arkalardan bir ses yükselir. O sesin sahibine de X diyelim)

X: Durun!!! Bu nikah kıyılamaz!(Herkes şaşkın bir şekilde sesin geldiği yöne döner.)

Damat: Neden?

X: Çünkü siz kardeşsiniz..

Damat: E biliyoruz herhalde. (Nikah memuruna döner) Biz devam edelim memur bey.

X: Nasıl devam edersiniz. Hem bu kız daha 15 yaşında, okul çağında…

Damat: Tamam işte, bu yaşa kadar okumuş. Daha ne?

X: Peki sordunuz mu hiç, onun rızası var mı?

Damat: Kadının rızasını mı soracağız bir de? Tövbe tövbe..

X: Ama o daha çocuk..

Damat: Biz devam edelim memur bey.

Nikah memuru: Eveet. O zaman, Diyanet İşleri Başkanlığı’nın bana verdiği yetkiye dayanarak….

*******

Böyle bir diyalog, henüz yaşanmadı ama, sanırım artık kimse bundan sonra yaşanmayacağını garanti edemez. Ahlak, üç büyük dinin de ortak ve temel değeridir. Zaten peygamberlerin tamamı, ahlaki çöküş içindeki topluluklara gönderilmiştir. Batıya ahlaksız deniyor ancak, bizdeki ahlak seviyesi galiba daha da dipte. Diyanet işleri başkanlığı; Lades oyununun, yoganın, japon yapıştırıcısının, nişanlı ile yalnız kalmanın, nişanlının elini tutmanın, köpek beslemenin, eşek sütü içmenin haram olduğunu belirtip, saçın, sakalın, bıyığın, uzunluğu, rengi gibi bir çok gereksiz konuda en işsiz bakkalın, en gereksiz sorularına balıklama atlayıp, komisyonlar oluşturup, fetva verme derdine düşmüş. Geçtiğimiz günlerde vatandaş diyanete sorar: ‘’Bir babanın öz kızına duyduğu şehvet; karısıyla olan nikahını düşürür mü?’’ Bu ahlaksız soruyu rastgele sokaktan geçen bir vatandaşa sorsanız, en iyi ihtimal ya yüzünüze tükürür ya da eşek sudan gelinceye kadar dayak yersiniz. Peki bu soru karşısında ne yapıyor diyanetimiz? Suç duyurusunda bulunmak akıllara gelmedi diyelim. Böyle bir soruyu en azından cevapsız bırakması gerekmez miydi? Tüm bunların yerine “Babanın şehvetle kızını öpmesi ya da şehvetle ona sarılmasının nikâha bir etkisi yoktur” ve “Babanın kızını kalın elbiselerden tutarak ya da vücuduna bakıp düşünerek, şehvet duyması, bu tür bir haramlık oluşturmaz. Ayrıca kızın, 9 yaşından büyük olması gerekir” gibi ifadeler kullanılarak fetvayı verdi. Bu skandal fetva basına yansıyınca ‘sitemiz hacklendi, paraleller yaptı, tuzak sorular, siteden o soruyu kaldırdık, online soru-cevap bölümünü komple kapattık’ gibi hiçbir işe yaramayan açıklamalar yapıldı. Bu skandalı insanlara duyuran basın suçlandı. Yahu diyanet neden hala, ‘Anneleriniz, kızlarınız, kız kardeşleriniz, halalarınız…’ diye başlayan ve 12 yakın akraba evliliğini açıkça yasak eden Nisa suresinin 23. ayetini tokat gibi vurmaz, bu soruyu soran ahlaksızların yüzlerine? Bu sorunun cevabını verirken ‘sapık’ kelimesini kullanamayan, ‘Öz kızına şehvet duyarsa, nikahı düşmez, haram oluşturmaz.’ diyen diyanet, belki de gerçekten sapıkça eğilimleri olan hasta ruhlu kişileri cesaretlendirmiş olmuyor mu?

Bu kadar aydınlık ve tertemiz olan yüce dinimiz İslam’a dayanarak nasıl olur da böyle kirli, karanlık ve ahlaksız açıklamalarda bulunulabilir, insanın aklı almıyor gerçekten. Neden bu açıklamalar kutsal kitabımıza göre yapılmaz? ‘Olur mu öyle şey, Kuran tek başına yetmez, bunun fıkıhı, tefsiri, sünneti, hadisi, şeriat kuralları, onlara göre yorumlanması var.’ diyenler olacaktır. Onlara da Enam suresi 38. ayeti hatırlatmak isterim.‘Biz kitapta hiçbir şeyi eksik bırakmadık.’ Yani benim anladığım kadarıyla, ülkede bütün sorunlar çözülmüş, eğitim ve adalet sistemimiz oturmuş, bilim ve teknoloji açısından dünyanın çok ilerisindeyiz, barış hakim, terör yok, sınırlar güvenli, komşularla akşam oturmalarına gidiyoruz hep beraber de, bir bu saçma sorunlar var çözülmesi gereken. Devletimizin de çözecek başka sorunu kalmadığına göre, yapıştırmış vergiyi, diyanete öyle bir bütçe veriyor ki, bütün kafa karışıklıklarımız ortadan kalksın. Böylesine ahlaksız bir soruyu ciddiye alıp, böylesine cevaplar veren diyanet işleri başkanlığımıza, biz vatandaşlar olarak bugün cebimizden26 milyon (eski parayla trilyon) tl verdik. Evet diyanet bizden toplanan vergilerden yarın bir 26 milyon tl daha alacak. Çünkü diyanetin bütçesi 2016 yılında 6,5 milyar (eski parayla katrilyon) tl’ye yükseltildi. Diyanet sadece bizden toplanan vergileri kabul etse iyiydi aslında. Haram diye fetva verdikleri milli piyango, alkol ve sigaradan alınan vergilere de hayır demiyor. Eee ne diyelim Allah bereketini versin.. Yıllık 6,5 milyar lira bütçesi olan bir kurumun başındaki kişi de elbette milyon liralık makam aracına binecek! Sağlık Bakanlığı’nın 2,7 milyar tl, Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın 1,8 milyar tl, Bilim Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı’nın 0,65 milyar tl (diyanetin onda biri), Gençlik ve Spor Bakanlığı’nın ise 0,15 milyar tl ödenek aldığı bir ülkede, zaten ya orucu neyin bozduğundan ya da kim kime helaldir sorunundan başka sorun yoktur. 76 milyon nüfusumuz var. Hadi düz 80 milyon yapalım. Hepsinin de Müslüman olduğunu varsayalım. Diyanet, insanların kutsal kitabımızı okuyup anlamaları, safsata ve hurafelere inanmamaları için her haneye değil bakın, her bireye bir Kuran meali göndermeye kalksa (ki devletimize adet maliyeti en fazla 10 lira olur), bütçesinden 0.8 milyar tl ayırması yeterli olacaktır. Geriye dünya parası kalacak zaten. En azından hakikaten hayırlı bir hizmet yapmış olurlar, benden söylemesi..

Son bir haftadır ülke gündeminin merkezinde maalesef çocuklarımız var. Çocuklara şehvet ile bakmanın en adi suç sayıldığı, ‘’çocuklar ölmesin’’ demenin de suç olmaktan çıktığı güzel günler umuduyla..! Haftaya görüşmek üzere, hoşça ve özgür kalın efendim.

Son Yazıları Tüm Yazıları

EDİTÖR SEÇİMİ

Namaz Vakitleri

Hava Durumu

Haber Scripti: Medya İnternet | Hosting Yer Sağlayıcı: MiTelekom
Savcılığa hem site olarak hem de hizmet aldığımız firma olarak ayrı ayrı suç duyurusunda bulunduk. Siz illegal link eklemeye devam edin lütfen. Şimdiye kadar hep vazgeçersiniz diye sustuk. Gerekli işlemler avukatımız aracılığıyla başlatıldı. Şikayetimizi asla geri çekmeyeceğiz. Asla! ...