Karamürsel'de Amacından Sapan 19 Mayıs


Resmi olsun Dini olsun bütün bayramların hayatımızda ayrı bir yeri var. Genelde dini bayramlar çocukluk hatıralarımızın en güzel günleri olarak hafızalarımızda kalsa da yaşımız ilerledikçe resmi bayramların o dayanılmaz milliyetçi tarafı daha ağır basıyor.

Yakın geçmişte dünyanın en büyük liderlerinden birinin Ata’mız olması, Mustafa Kemal Atatürk olması, bizi sonsuz gururlandıran bu inanılmaz adamın bir Türk olması bu resmi bayramların ayrıca tadı tuzu. Çocukluğumuzdan beri babamız, dedemiz kadar sevdiğimiz bu insanın ülkemiz için yaptıklarıysa zaten tartışmaya açık değil.

 

Ve fakat ülkenin içinde bulunduğu siyasi yaşam ne yazık ki “ dini istismar edenler” ve “ Atatürk’ü siyasete alet edenler “ olarak ikiye ayrılmış durumda. Bir tarafta dinimiz diğer tarafta bu ülkeyi yoktan var eden dünyanın kabul ettiği bir lider. Türk insanı için son derece hassas iki konu. Düşünsenize her Türk’ün damarlarında gezen Milliyetçilik bile geri planda kalmış. Durum bu halde yani. Ancak bu durumda nesil farkı, global dünya görüşü değişimleri, ekonomik sebepler gibi etkenler manevi eğilimlerimizi yıpratmazken ya da aile yapılarımız, aldığımız eğitimler ve büyüklerimizin çabalarıyla özellikle küçük yerlerde birazda toplum baskısıyla belli davranış biçimleri içerisinde hareket edilirken Allah’ın yarattığı kulların başarıları zaman içerisinde her ne kadar bayramlar, anma günleri gibi etkinliklerle hatırlatılmaya ve değerleri korunmaya çalışılsa da hafızalarımızın biraz gerilerine itmemize sebep olmuş.

 

Siyasi hayatta tutunmak bir sanatçının hep zirvede olması gibi bir şey değil. Örneğin belki Kenan Doğulu’yu sevmezsiniz de Mustafa Ceceli’yi seversiniz. Ama bir Başbakanı ya da Cumhurbaşkanı’nı sevmek ya da sevmemek gibi bir lüksünüz yok. Bu makamda olan insanları sadece yaptıkları veya yapmadıklarıyla takdir edebilirsiniz ya da tenkit edebilirsiniz. Tabi bunu yaparken belli ölçüler içerisinde olmak gerekir. Öyle ya demokratik bir ülke değimliyiz ?... Bazen kraldan çok kralcı olmak kendi içimizde bile ayrılıklara düşmemize sebep olabilir. İnsanların içindeki yönetme hırsı tarih boyunca her zaman olmuştur ve olmaya devam edecektir. Tabi yönetmek dediğimiz şey toplumun en küçük bireyi aileyi yönetmekten 80 milyonluk bir ülkeyi yönetmeye kadar varan son derece göreceli ve eleştiriye açık bir görevdir. Milyonlarca kişinin statta ve ekran başında izlediği bir futbol maçında hakemin vereceği kararlar bu ülkenin geleceğini etkilemeyecek olsa bile küfür kıyamet nasıl bağırdığımızı hatırlasana.. Bir de düşün bu ülkenin bu günü ve geleceği hakkında kararlar almak ve bunları uygulamak zorunda olan adamları…

 

Bu şekilde düşünen insanlar dün akşam en azından Karamürsel’de Atatürk’ü yalnız bıraktılar. 50 bin kişilik Karamürsel’de akşam yapılan fener alayında 50 kişi vardı. Hadi diyelim bir kısım insanın Atatürk Düşmanı dediği siyasi partinin insanları bu sebeple yürüyüşe katılmadı –ki hiç zannetmiyorum- peki bir önceki seçimde geçerli 8.257 oy kullanan Atatürk ve Cumhuriyet aşıkları neredeydi ?

 

Siyasetteki ahlaki çöküş, insanları kendi konumlarını kaybetme, ekonomik değerlerini yitirme ve toplum içerisinde bir şekilde her iki taraftan da ötekileştirilme korkularını tetikledi. Toplum içerisinde 12-13 yıldır %50 ile kabul gören grup eğer bu şekilde düşünülürse bu işten hiçbir zarar görmüyor, aksine işlerine ve icraatlarına devam ediyorlar. Ancak zaten azınlık olan diğer grup sadece kan kaybetmekle kalmayıp milli değerlere hak ettikleri değerin verilmesini de istemeden engelliyor.

 

Milli ve Manevi değerlerimizi ötekileştirilmeden kutlayabildiğimiz bir ortamı sağlayacak, Demokratik, Laik ve dürüst bir seçim olmasını diliyorum. Tabi 12 senedir sürekli yenilen Baş Pehlivanlarında artık dinlendirilmesi gerektiğini düşünüyorum.

 

Sevgiyle

e.gokce@karamursel.tv

YAZIYI PAYLAŞ!

İlk Yorum Yazan Sen Ol!

YAZARIN SON 5 YAZISI
10Şub

CANLI YAYININ ARDINDAN

03Ara
25Kas

SEÇİME DOĞRU

23Ağs

ŞİMDİ TÜRKİYE ZAMANI…

13Ağs