SADECE TANIK OL!


Unutma!
 
Üzüntü ve mutluluk hali gökyüzündeki bulutlar gibidir. Gelip geçerler...
Üzüntü gelir geçer, her zaman üzgün kalamazsın. Mutluluk gelip geçer, hep mutlu da kalamazsın...
Yüreğini izlediğin zaman, bunun farkına vardığın zaman üzgünlük seni ele geçiremez... Kızgınlık ta...
 
Bu farkına varış,  yani farkındalık küçük bir anahtara benzer...
 
Anahtarlar her zaman çok küçüktür ama küçücük bir anahtar çok grift kilitleri, çok büyük kapıları hiç zorlanmadan açabilir...
 
Böylelikle yüreğinin derin katmanlarında yaşanan kıpırdanmalar seni hiç bir şekilde etkilemez...
 
Artık önemsiz şeyler için ne bir kimsenin, ne de bir duygunun bir o yana, bir bu yana çekiştirip durduğu bir köle olmaktan kurtulmuş olursun...
 
Nasrettin Hoca hazretleri, o kadar endişeli ve sıkıntılı bir haldeydi ki yüzüne bakan herkes onun, düşüncelerinin içinde kaybolmuş, çok gergin, ıstırap içerisinde olduğunu hissedebilirdi.
 
Hanımı meraklandı. Sordu:
 
“Ne düşünüyorsun Nasrettin? Neden bu kadar sıkıntılısın?
 
Hoca gözlerini açtı ve dedi ki: “Ölümle alakalı... Kişi ölü olduğunu nasıl bilir? Ölecek olursam öldüğümü nasıl anlayacağım? Düşünceli oluşum bu yüzden... Bu yüzden endişeliyim... Ölecek olursam öldüğümü kimseye soramam, bu kapı kapalı... Hiç kimsenin bir yararı dokunamaz.”
 
Hanımı gülümsedi... “Boşuna endişeleniyorsun. Ölüm geldiğinde kişi ansızın bilir. Ölüm sana geldiğinde bileceksin çünkü o an soğuk, buz gibi soğuk olacaksın,”dedi.
 
Hoca bu sözler üzerine rahatladı. Artık belli bir işaret, bir anahtar elindeydi.

Bir-iki ay sonra ormanda odun kesiyordu. Bir kış akşamıydı ve her şey soğuktu. Aniden hatırladı ve ellerini hissetti; elleri soğuktu. Buz gibiydi...
 
“Tamam!” dedi.
“Şimdi ölüm geliyor ve ben evden çok uzaktayım, kimseye haber bile veremem. Şimdi ne yapmalıyım? Hanıma sormayı unuttum. Bana kişinin nasıl hissedeceğini söylemişti ama ölüm geldiğinde ne yapılması gerektiğini söylememişti? Şimdi burada kimse yok ve her şey giderek soğuyor” 
 
Sonra hatırladı. Pek çok ölü insan görmüştü. O da “Yere yatmak iyi olur,” diye düşündü.
 
Bu, tüm ölü insanların yaptığı tek şeydi ve o da yere yattı. Böylelikle vücudu daha da soğuk hale geldi, daha çok üşüdü...
 
Ölüm, Hoca’nın üzerine çökmüş iken Eşeği de yanındaki ağacın altında dinleniyordu.
 
Aniden iki kurt Hoca’nın öldüğünü zannedip eşeğe saldırmaya başladı. Hoca gözlerini açtı ama “Ölü insanlar hiçbir şey yapamazlar. Canlı olmuş olsaydım siz kurtlar eşeğime karşı bu kadar küstahça davranamazdınız. Ama artık hiçbir şey yapamam. Ölülerin bir şey yapabildiği hiç duyulmuş şey değildir. Sadece tanık olabilirim,”diye düşündü.
 
Eğer tamamen ölü hale gelirsen, o zaman sadece tanık olabilirsin.
 
Tanık olma durumunu başardığınızda hiçbir şey sizi rahatsız edemeyecek, hiçbir şey sizi aşamayacak, her şey bir dağın zirvesindeymişsiniz gibi, sizden çok uzaklarda, çok derinlerde kalacak.
 
Olayları izle ama sadece tanık ol!
 
Unutma, Sadece tanıklık!

e.buber@karamursel.tv

YAZIYI PAYLAŞ!

İlk Yorum Yazan Sen Ol!

YAZARIN SON 5 YAZISI
12Şub
07Şub
24Oca
03Oca

PİS FAKİR ZİHNİYETLİLER!

26Ara