AZİZ BAŞKAN GİTMELİ Mİ ?, ERDOĞAN BAŞKAN OLMALI MI ?


Kıyamet kopuyor “ Aziz Yıldırım İstifa “ diye. Kesin takım galip gelememiştir ve klasik provokatörler şamata yapıyordur. Dikkat et, şurdan elenmiştir, şampiyonluk yarışında yara almıştır falan demiyorum, “ Galip gelememiştir “ diyorum. Aslında Fenerbahçeliyim ama kalitesine, ismine yakışır bir takım kurmadığı zaman ne seyrediyorum ne de takip ediyorum Fenerbahçe’yi.

Fakat biliyorum ki bu takımın başında  bu  kulübü bir “ Spor Kulübü “ haline getirerek hepimizi onurlandıran, ülkemizin yurt dışında kalite sınıfında kalmasını sağlayan başarılara imza atmasında en büyük payın sahibi olan adam Aziz Yıldırım var.

Fenerbahçe’li gibi gözüken provokatörler ne yaparlarsa yapsınlar bu adamı asla yıpratamıyorlar. Neden biliyormusun ?. Adam başarısının farkında. Aziz Yıldırım başkanlığı döneminde kulübe kazandırılan tesisler, alınan kupalar, madalyalar ve kazanılan başarılar kulüp kurulduğu günden bu yana alınan toplam başarılardan daha fazla. Fenerbahçe’nin kendi içerisindeki provokatörlerinin dışında, bu küçük pisliklerden çok daha önemli bir güç şike davası ile bitirmeye çalıştı Aziz Yıldırım’ı ve dolayısıyla Fenerbahçe’yi. Ama olmadı değil mi ?..

O zaman sadece aziz Yıldırım hapse girmişti, şimdi sadece Aziz Yıldırım sokakta ve aslan gibi ortada. Bu davayla ilgili hakim, savcı, polis kimi ararsan ceza evinde.

Hatta Fenerbahçe’nin dosyasını göz ardı ederek bizi Avrupa’dan uzaklaştıran Şerefsiz Fransız Michael Platini bile yolcu oldu RÜŞVETTEN.

Ceza evindeyken bile kendi imkanlarıyla Fenerbahçe için mücadele eden bu adama hiç destek gelmemişti o zamanlar. Ali Koç alternatifini temcit pilavı gibi ikide bir ortaya atanlar, bu zatın Aziz Yıldırım’dan sonra gelecek adam olduğunu ispat edercesine ustasına yol vermesiyle kepaze olup kaldılar.

Bilinmesi gereken şudur ; Aziz Yıldırım Fenerbahçe’yi en az kendisi kadar çıkar gözetmeden sahiplenecek biri gelmeden asla bu görevi bırakmayacaktır ve bırakmamalıdır. Makama saldıran it köpek sadece kendi küçük hesaplarının devamını sağlamak için her zaman kahpelik yapmaya devam edecek olsa da Fenerbahçe Büyük Kulüptür.

Fenerbahçe konusunu kapatırken Sevgili aziz Yıldırım’a kulübe verdiği hizmetler için çok teşekkür ediyor ve göreve devam etmesini desteklediğimi söyleyerek bu bahsi bitiriyorum.

Her ne kadar anlaşamasalar da Tayyip Erdoğan ve Aziz Yıldırım arasındaki hayata dair benzerlikleri görmezden gelmek mümkün değil.

15 senedir ülkeyi her platformda farklı noktalara getirmiş Erdoğan’da Aziz Yıldırım’la aynı kaderi paylaşıyor. Yani onun da etrafında farklı boyutta kahpeler var. E tabi Fenerbahçe Başkanlığında  25 milyona hitap ederken, ülke iktidarına sahip olduğunuzda 80 milyona hitap ediyorsunuz. Hele bir de küçücük bir telefon ekranından milyonları sokağa dökebiliyorsanız  bazı gafillerin birinci hedefi haline geliyorsunuz.  

Referandum yaklaştıkça Erdoğan’ın ülkeye şeriat getireceğinden korkan çok küçük marjinal bir kitlenin kişilik bozukluğundan kaynaklanan hakaret dolu söylemlerinin dışında ortalık sakin gidiyor. Zaten sonucu diğer seçimler ve referandumlar gibi belli olan bu bir anlamda “ Güven Oylaması” nın da Erdoğan lehine çıkmasıyla ülke artık beklenen pozisyonunu alacak ve başta kredi puanımızı düşüren haçlı bebelerinin haddini bildirecek ve ülke içi üretimini en yüksek seviyeye çıkararak kişi başına düşen milli gelirden başlamak üzere gerçek yaşam koşullarına muhalefete rağmen geri dönmeyi başaracaktır.

Zaten baktığınızda son yedi seçimde kaybeden parti yönetimini ve müdürünü değiştirmeyen ana muhalefetin hiçbir şansı yok. Diğer muhalefet partisinin Genel Başkanı kafasını kullanarak etkisiz ve hayal ürünü parti içi “Topuklu Efe “ konusuna son vererek ama ülke menfaatleri çerçevesinde ama partisinin geleceğini gözeterek iktidara destek olarak ülke yönetiminde söz sahibi olacak konuma gelmiş ve büyük bir siyasi başarı elde etmiştir.

Parti içerisinde bir arpa boyu mesafe kat edememiş ve edemeyecek olanların yarattığı halk kahramanı Meral Hanımın ışığının çabuk söneceği diğer muhalif Genel Başkan Adaylarını Kandırarak !... Demir parmaklıklara asılarak siyaset yapmaya çalıştığı gün belli olmuştu. Kaldı ki partiden ihraç edilme seçeneği geçerliliğini korurken Genel Başkana hakaret düzeyinde baş kaldırmak ve hakaret etmek ancak abesle iştigaldi ve cezası beklendiği gibi oldu. TBMM Başkan Vekilliğinden, üç beş tane kiralık arabanın oluşturduğu konvoylarla gezmeye çalışırken , elektrikleri kesilen, havalandırması kapatılan otellerde provokasyon yapmaya çalışan kişi pozisyonuna düşmesi çok üzüldüğümüz bir durum oldu. Kendisi gibi dirayetli bir siyasetçinin koltuk kavgasından ziyade milli duygularla ülkesine istikrar saflarında hizmet vermeye karar vermesini ve en azından İç İşleri Bakanı seviyesinde görev almasını isterdim.

Ülke yönetimi konusunu da artık kapatmanın zamanı geldi sanırım. Sayın Cumhurbaşkanı’na tüm verdiği ve vereceği hizmetler için teşekkür ediyorum.

Ez cümle , Bu ülkenin Rejimi Cumhuriyettir. Her Türk Vatandaşı ülkesini ve halkını korumakla mükelleftir. Bu ülkeye gelebilecek her türlü tehlike karşısında vatandaşlar bütün gücüyle ülkesini korumak için mücadele edecektir. Bu tehlike ülke içinden gelse bile bu tehlikeyi, bölünmeyi, kaos ortamını, ötekileştirmeyi yaratan kişi ya da kurum ve toplulukların uygun bir plan içerisinde infaz edilerek etkisiz hale getirilme çalışmaları hemen uygulamaya konmalıdır.

Onuncu köyden sevgiler…

e.gokce@karamursel.tv

YAZIYI PAYLAŞ!

İlk Yorum Yazan Sen Ol!

YAZARIN SON 5 YAZISI
10Şub

CANLI YAYININ ARDINDAN

03Ara
25Kas

SEÇİME DOĞRU

23Ağs

ŞİMDİ TÜRKİYE ZAMANI…

13Ağs