İKİSİNİDE UNUTMAYIZ HİÇ UĞRAŞMAYIN - Ender Gökçe

İKİSİNİDE UNUTMAYIZ HİÇ UĞRAŞMAYIN


Cuma günü karneler alındı. Çocuklarımız tatile çıktı. Hepsinin gözlerinden öpüyorum. Kolay mı öyle çocuk haliyle sabahın kör karanlığında servis beklemek soğukta ?

Zaten bir ufak ayarlama daha yapsalar çocuklar serviste yatacak akşamdan. Bir arkadaşımın oğlu annesi sabah yanına uyandırmak için gittiğinde “ Ya anne daha yeni yattım, bak daha gece “ diyormuş. Canım benim haksız da değil.

Orta öğrenim ve lise çağındakilerin pek olmasa da özellikle ilköğretimdeki meleklerimizin karneleri süsledi sosyal paylaşım sitelerinin duvarlarını. Allah zihin açıklığı versin. Umarım aldıkları eğitim neticesinde büyüdüklerinde, Atatürk Kültürü ve Din Anlayışları ele ele tutuşup onların istikbalde bu ülkeye faydalı insanlar olarak hizmet etmelerini sağlar. Çünkü şu anda öyle değil.

Ben küçükken Atatürk’ü dedem sanıyordum. Sahiden bak gerçek söylüyorum. Çünkü dedemden çok Atatürk portrelerini görüyor ve okulda olsun evde olsun ondan bahsedilmediği gün olmuyordu.

Kulakları çınlasın dünyadaki hayatta olan meleklerden biri olan ilkokul öğretmenim Sayın Nural ŞENER hanımefendi kendi oğlu kardeşim Bahadır’da bizimle aynı sınıfta olmasına rağmen o kadar haşarı cingözün arasından beni okul bandosuna majör yaptığında sözüm ona giydiğim o majör kostümüyle Atatürk portresinin yanına gidip bakmıştım ona benziyormuyum diye.

Çocuk aklımla çok benzetmiştim, çok ta hoşuma gitmişti. Çünkü bizim Atatürk’le ilgili aldığımız eğitimden dolayı kısacık hayatlarımızla ilişkilendirdiğimiz hayallerimiz, yaşanmışlıklarımız vardı onunla. Aslında ona eğitim demeyelim, o dönemde Atatürk hakikaten ölmemişti ve aramızda yaşıyordu.

Bir türlü üniversite okuyamayıp, hayatın içerisine Voleybol aşkımdan dolayı bir diplomam olmadan dalsam da, Atatürk ve Hz.Muhammed her zaman eşit bir şekilde beynimin içerisinde yer aldı. Çünkü bütün ülkem gibi Müslüman olan ailem okul yaz tatiline girdiğinde Atatürk’ten sonraki dedemin dükkanının yanındaki camide kuran kursuna gönderirdi beni. Gönderirdi derken zorla falan değil. Zaten bütün mahallenin çocukları orada olurdu, can atardık kahvaltı edelim de gidelim diye. Sabah 9-11 arasında sokakta misket oynayacak bir tane bile arkadaş olmazdı zaten mahallede.

 Dedemle, babamla, amcamla Cuma namazına gitmek, Bayram Namazına gitmek, 29 Ekim’de majör olduğumda Atatürk’ün beni gördüğüne inanıp dimdik ve hata yapmamaya çalışarak o küçücük bedenimle ona bir şeyler ispat etmeye çalışmak gibi, namaz kılarken de Sevgili Peygamberimizin beni izlediğini düşünüp hata yapmadan o namazı bitirmeye çalışmamla aynı şeyleri hissettirirdi bana.

Ama şimdi böyle bir şey yok.

Sebep ?

Siyaset.

Ülkeye baktığınızda gördüğünüz şey, 15 senedir bu ülkenin başında olan ve sahiden bu ülkeye Atatürk’ten sonra gelmiş en müthiş adamın bana göre Veliahdı olduğu ve tüm dünyanın liderlik, yönetim ve askeri  zekasını kabul ettiği Atatürk gibi sadece Türk Tarihine değil Dünya Tarihine altın harflerle kazınmış bir adamı unutturmaya çalışması ve ne yazık ki Atatürk’ten sonra, yaklaşık 70 senedir bu ülke insanının güvenini kazanamayan kendisinin kurduğu partinin bu ülke için ondan sonra en küçük bir hizmet bile getiremeden aslında bu ülkeyi yönetemeyecek olmasına rağmen sırf yönetenlerin dine olan yakınlığının üzerine oynayarak ayakta kalmaya çabasıdır.

Ancak her iki tarafında unutmaması gereken şudur , oy oranları ne olursa olsun bu ülkenin insanına ne Atatürk’ü unutturabilirsiniz ne de Muhammed’i.

Gelinen noktada ülkede yaşananlar ne yazık ki muhalefet partisini ülke insanının gözünden düşürmüştür. Bu ülkeyi yaratan bir dünya liderinin unutulması söz konusu olamayacağına göre siyasi olarak Atatürk’ün arkasına saklanmayı bırakıp ülke insanının güvenini sağlayacak söylemlerle geri dönüş yapmaları, her ne kadar gıcık olsalar da ülkenin içerisinde bulunduğu ortamdan dolayı kayıtsız şartsız hükümetin yanında olmaları, TBMM’de kavga çıkarıp dayak yiyerek rezil olmamaları gerekir. Bütün bunların ötesinde Türk halkının onaylayacağı, Erdoğan gibi bir duruş sergileyen, karizmatik lider arayışını bir an önce hızlandırıp üst üste 7 seçim kaybetmiş ve bu kadar rezilliğe rağmen neredeyse Erdoğan’dan çok konuşan ve ülke insanının tepkisini çeken genel müdürlerini değiştirmeleri gerekir. Fakat şunu da unutmayalım ki  Erdoğan’a Diktatör yakıştırması yapan bir siyasi partinin üst üste 7 seçim kaybetmiş bu insanı hala son kurultayda “ Tek Liste ile ve Rakipsiz “ olarak yeniden partinin başına getirmesi ülkede tek Diktatör olmadığını düşünmemiz için sanırım yeterli sebep. Lafa geldim mi mangalda kül bırakmayan Yalova’lı Muharrem İNCE’nin de Genel Başkan Adayı iken son gün bu başarısız ve çapsız insana biat ederek ortadan kaybolması sürekli Erdoğan hakkında ileri geri yapan bu zat için “ Tencere dibin kara, seninki benden kara “ benzetmesini yapmamız için yeterli bir KEPAZELİK sanırım. Neyse devam edelim…

OHAL ( Olağan Üstü Hal ) durumunun halkı ilgilendirmediğini bile bile, asla ve kat’a ülkede yapılacak her hangi bir seçimi kazanamayacağını bile bile FETÖ’cü  ve terörist avında son derece faydalı olan OHAL durumunu bahane edip Başkanlık Seçimine pislik atmak muhalefet partisinin en büyük zayıflıklarından biri . Diğer taraftan da zaten ülkeyi tek başına yönetirken, zaten kimse sana karışamazken bu Başkanlık meselesinin zamanlaması yanlış Sayın Cumhurbaşkanım. Bunu da söylemeden geçemeyeceğim kusura bakmayın.

Çok yazacak şey var ama Ez Cümle şudur;

Eğer konu Demokrasi ise ;

Halkın seçtiği milletvekilinin görüştüğü,

Halkın seçtiği milletvekilinin oyladığı,

Yeterli sayıya ulaşılamazsa kapanacak,

Yeterli sayıya ulaşsa dahi halka sorulacak,

Halk “ Hayır “ derse kapanacak,

Halk “ Evet “ derse halkın istediği olacak bir konuda

“ Egemenlik Kayıtsız Şartsız Milletindir “ diyen muhalefet partisi ,

Makus Talihine razı gelip uyumlu olmalı

Ve yeni bir REZALET yaşamamak için,

İddialı beyanatlar vermemeli ve dikkatli olmalıdır.

2 Kasım sabahı İSMAİL KÜÇÜKKAYA VE FATİH PORTAKAL’ın ı suratlarının şeklini gördük.

Hadi onlar paranın esiri ARSIZ, YÜZSÜZ insanlar olmuşlar

Ama siz bu ülkenin %25’ini temsil ediyorsunuz ona göre…

10.cu köyden bu adam der ki ;

Problemin parçası olma, çözümü ol.

Sevgiyle…

e.gokce@karamursel.tv

YAZIYI PAYLAŞ!

İlk Yorum Yazan Sen Ol!

YAZARIN SON 5 YAZISI
10Şub

CANLI YAYININ ARDINDAN

03Ara
25Kas

SEÇİME DOĞRU

23Ağs

ŞİMDİ TÜRKİYE ZAMANI…

13Ağs