VATANIMIZI, MİLLETİMİZİ, DEVLETİMİZ ÇOK SEVİP, KORUMALIYIZ


 Müslümanlar dünya üzerinde bilgi, birikim, bilinç, ihlas ve samimiyetlerini kaybettikçe, iki dünyalarını harap etmekte, rezil ve zelil olmaktadır. Ahireti unutup, dünyevileşmekte, dünyanın aldatıcı metaı için kendi değerlerinden sıyrılmaktadırlar. Sıyırıldıkça da iki dünyalarını yok etmektedir! İslam’ın temel ilke ve değerlerini bir tarafa bırakıp, para ve servete tapınırlar. Maddi çıkar uğruna ilmin ve İslam’ın fazilet değerlerini önemsemezler. Kardeşlik, dostluk, barış, sevgi, saygıyı unutur. Kendi çıkarcı benlikleri için yaşarlar. Materyalleşirler. Birbirini aldatmaya, kandırmaya, çalmaya, sömürmeye, gasp etmeye başlarlar. Müslümanların sıkıntı ve dertlerine duyarsız kalırlar. Emek vermeden, haram servet edinmeye başlarlar. Nefislerince yaşarlar. Çıkarları için her suçu, günahı, haramı sonunu düşünmeden işlerler. Zalimin ve zulmün yanında yer alırlar. “Müslümanları bırakıp; kâfirlerin, müşriklerin yanında yer alırlar. İslam dininden uzaklaşırlar. Batının batıl ve küfrü ile birlikte olurlar.” Kompleksli olup, duyarsızlaşırlar. Müslümanların dertleri ile ilgilenmez, tepki vermezler. Herkesi kullanayım, derken; kendileri bir eşek, it gibi kullanılırlar. Bencildirler. “Ben” odaklı yaşarlar. Doğru ve gerçekleri saptırır, çarpıtırlar. İnsanların maddi yönüne değer verir, manevi yönü ile pek ilgilenmezler. Şefkat, merhamet, müşfik olmaktan uzaktırlar. Artık zalim olmuşlar. Bencil, katı yürekli, ayrımcı, bölücü, katil, sapıktırlar.

                Bu aziz milletin bir kısmı, bu sapıkları, ırkçıları, bölücüleri, komünistleri, münafıkları hiçbir zaman doğru anlayıp, tanımlayamadı. 40 yılda bile gerçek yüzlerini anlayamadı. Vahşetin ve katliamların suçunu hep emperyalist batı ülkelerine kesti. Ama bu sapkın zalim katiller, içten destek görmese idi, 200 yıl yaşayamazlardı. Biz onları zifiri karanlıkta tanımlayın, demiyoruz. Yaz güneşinde insan katlederken, bile; kurtarıcı gözü ile milyonlarca insan destek vermektedir! Birey, toplum, kurum, kuruluş, oda, birlik, sivil toplum örgütleri hala, hala destek vermektedir! Anarşi, kaos, kargaşa, şiddet, teröre hala içimizden milyonlarca kişi destek vermektedir! Vatanımızın, milletimizin, devletimizin güvenliği hiç olmadığı kadar iç ve dış tehdit altındadır! Her dost görünene de aldanıp, kanmamalıyız. Arkadan kalleşçe, kahpece, alçakça, kancıkça vurur, vurmaktadır! Zaten hep böyle yapmaktadırlar!

                Olup bitenlerden ve devam edenlerden ders ve ibretler çıkarıp, tüm önlemleri milletçe, devletçe hemen şimdi almalıyız. 125 Türk Devleti’ni, 16 Türk İmparatorluğu’nu, Osmanlı Devleti’ni bu hain alçaklar yıktı. T. C. Devleti ’de her yönü ile tehlikededir! Dini, ahlakı, ilmi, ekonomik, idari, siyasi, toplumsal pek çok sorunun altında ezilmekteyiz. İç ve dış düşmanlar her türlü düşmanlığı yapmaktadır. Devlet, millet el ele olup, tüm düşmanlıkları bertaraf etmeliyiz. Bilim, İslam, ortak doğru uzman aklı, milli, manevi, evrensel ve ilmi fazilet değerleri ile hareket etmeliyiz. Zalim katil gâvurlardan yardım beklememeliyiz.

                Bu gâvurların düşmanlıkları Âdem Baba’dan sonra başlar. Peygamberimiz döneminde ve şimdide devam eder. Roma- Bizans saldırıları, Haçlı saldırıları, Dünya savaşları, putperest Moğol saldırıları ve şimdiki saldırı ve katliamlar hep o gâvur anlayıştan kaynaklanmaktadır. Bu Müslüman millete, ümmete zarar verenlerde aynı gâvurlardır. “Biz suizan etmeyelim, derken; 15 Temmuz 2016 gecesi düşman bizi gece yarısı havadan, karadan vurdu! Vaazlarında salya sümük ağlarken, biz salya sümüğe millet olarak kanmışız!” “ PKK de Kürt milliyetçiliği- ırkçılığı propagandası ile Kürtleri kandırıp, kendine bağladı. Şimdi bir milleti yok etmeye çalışmaktadır!” “DAEŞ de dini ve yoksulluğu kullanarak, İslam dünyasında taraftar buldu. Komünistlerde içlerinden yüzden fazla hain terör örgütü, kurumu ve oluşumu çıkardı. Şimdi İslam dünyasını kökünden yok etmeye çalışmaktadır!” “Bunların tümü batıl batının sapık ve zalim figüranlardır.”

                Bizler genelde, milletçe hiçbir zaman doğru ve gerçekleri tam anlamı ile görmüş değiliz. Sevr ile Lozan Antlaşması’nın birbirinden pek farklı yok. Ama bazıları 1923 de imzalanan Lozan’a hala övgüler düzmektedir. Sevr’den iyidir, diyorlar. Lozan iyi midir, kötü müdür? Onu anlat. 5N1K ile derinlemesine, kapsamlı sorgulamıyoruz. “Wilson prensipleri ile bir imparatorluk parçalandı! Lozan’da Boğazlar yabancı kontrolündedir. Bu 1936 Montrö anlaşması ile hafifletildi. Müslüman olmayanların hukuku ayrıcalıklıdır. Kendi dini hukuklarına bağlıdırlar. Lozan’da tüm Ortadoğu, Mısır, Sudan, Libya, Kıbrıs, Ege Adaları, Batum, Halep, Irak, Musul, Kerkük, Süleymaniye, 12 Ege Adası, Batı Trakya topraklarından vazgeçildi. “Böylece Milli Misak-i denilen topraklar da kaybedildi!” Musul, Kerkük, Süleymaniye; İngilizlere terk edildi. 12 Ada İtalyanlara bırakıldı. Savaş tazminatı alınmadı. Yunanlılarla nüfus değişimi yapıldı. Bu da nüfusa ihtiyaç duyan Yunanistan’ın işine geldi. Lozan’ı sadece Kemalistler zafer olarak nitelemektedir. Dindar Müslümanlar hezimet- yenilgi olarak görmektedir. “Kıbrıs, Musul, Batı Trakya, Adalar, Batum’un verilmesi halkımızda infial uyandırdı. Bunun dışında Siyonist ve Masonlara ayrıcalıklar tanındı. Lozan dayatması olarak; imanlı halkımıza her yönü ile çok dayatma, baskı, şiddet, ceza çektirildi! Ülke monarşi, diktatörlük, Müslüman ve İslam düşmanlığı ile yönetildi. Bu bir emperyalist batı dayatması idi. Laikçilerinde işine geldi. 1908’de 5 milyon kilometrekarelik büyük bir imparatorluk sahibi iken, 1926’da dünyanın en küçük ülkesi olduk!” Cumhuriyetten sonra bile, 1926 da toprak verdik! Hala Türkiye’yi bize çok görenler hala bölmek, parçalamak, yok etmek için her türlü kahpeliği yapmaktadırlar. Aynı şer zihniyet etkisini sürdürmektedir. Komünistler, Kürtçülük yapanlar, dinciler, münafıklar, solcular kullanılmaktadır.

                Batının 2500 yıllık düşünce tarihinde yararlı, önemli, değerli, iyi, güzel, doğru, insanı hiçbir düşünce ve eylem olmamıştır. Olan küçük olumlulukları da olumsuzluklar çoktan götürmüştür. İnsanlığın yararına pek değer kalmamıştır. Sanayileşmenin ürünü refahtan çok ölüm getirmiştir! Batı insanlığı, şefkati, merhameti bitirmiştir. İnsanı uzmanlaşıp canavarlaştırmış. Sapıklaştırıp serseri yapmıştır. İnsana önce maymun dediler. Sonra tüketen hayvan dediler. Zararlı olmaları Sanayi Devrimi ile daha da arttı. Kendinde bir değer olmayanlar, batı dünyasını kendine örnek aldı. Aldıkça da aşağılık hayvan olma durumları daha düştü. Şimdi öteberiye saldırıp, insanı, her canlıyı yok etmektedirler! Batıldan, küfürden, sapkınlıktan hiçbir bir yarar olmayacağını insanlık tarihi boyunca İslam hep söylemektedir.

                İslam görünüp, batıl gibi hareket eden Y. Nuri diyor ki: “ Bu namazı da bu milletin başına kim bela etti?” Fetö ’da diyor ki: “ Dünyada binlerce hafız yetişir. Hep okurlar. Ne zaman bu kitaptan kurtulacağız? Ne zaman, ne zaman bu kitaptan kurtulacağız? Ne zaman içimizin söylediği şeyleri dinleyeceğiz? Haçlılar ülkenizi işgal ederse, karşı koymayınız.” Şunu unutmayalım. İç düşman dış düşmandan çok daha tehlikelidir. İçten vurur! Kapıyı, kaleyi dış düşmana açar. Ortak saldırırlar!

1908’de Sultan 2. Abdülhamit Han tahtan düşürüldü! Osmanlı parçalandı! Şimdi R. T. Erdoğan düşürülüp, T. C. Devleti parçalanmak istenmektedir. İç ve dış kalleş kahpe alçak düşmanların hedefi budur. Millet olarak birbirimize kenetlenmemiz gerek. Düşmanı çok iyi tanıyıp, ortak güçlü mücadele vermemiz lazımdır. Çok bilgili, bilinçli, dikkatli, uyanık, basiretli olmamız gerekmektedir. Çok ilmi, stratejik plan projeli, ortak doğru akılla hareket etmeli. Son 100 yıl içinde emperyalist batılı ülkeler, şer güçler; ülkemizi yok etmek için işbirliği içinde var güçleri ile her türlü fitne, fesat, nifak, kötülüğü yapmaktadır. Bizlere düşen görev; birlik beraberlik yardımlaşma dayanışma içinde olup, bilgili bilinçli dikkatli uyanık olmaktır. Gerektiğinde Sultan Alpaslan, Selahattin Eyyubi, Fatih, Yavuz, Kanuni, Sultan 2. Abdülhamit Han, Hasan Tiryaki Paşa, Sümeyye Hatun, Şerife Bacı, Kara Fatma, Nene Hatun olmalı. Vatan, millet, devlet, bayrak, mübarek din, iman, kutsal değerler için şehit olup, peygamberimizle birlikte olmalı. 

 İmanı, dini, ilmi, bilimsel doğru, gerçek bilgisi olmayanın, doğru aklı da siyaseti de olmaz. Zalimlerden doğru davranış beklenemez. İlim ve din âlimi olmayanların, doğru iş yapması beklenemez. İlim ve din fazilet değerlerini benimsemiş, özümsemiş, içselleştirmiş insanlar dosdoğru hareket eder. İki dünyada huzurlu, mutlu, rahat olmak için ilim ve dini birlikte yaşamak gerekir. Allah’ın ve peygamberimizin emir ve yasaklarına eksiksiz uyulması lazımdır. Barışı, kardeşliği, dostluğu mutlaka eğitim ve yönetim ile tesis etmeli. Stratejik plan, program, proje uygulamadan; işler iyi, güzel, doğru, yararlı yolda gitmez.

m.kasap@karamursel.tv

YAZIYI PAYLAŞ!

İlk Yorum Yazan Sen Ol!

YAZARIN SON 5 YAZISI
12Haz
20Ağs

İSLÂM VE MÜSLÜMANLIK NİMETTİR

13Ağs
02Ağs

AKLINI YANLIŞ KULLANANLAR!

23Tem